Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: özür diliyorum  (Okunma Sayısı 257 defa)
hanzala
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 64



« : Kasım 09, 2009, 02:20:48 ÖS »

değerli serinselvi sakinleri,dostlarım. yaklaşık bir hafta boyunca "iffet hocanın paspas ören kadınları" başlığı altında açılan konuya bir öykü ile katılmayı düşündüm ve sonunda malum öyküyü yazdım. belki de hayatımda yazdığıma pişman olduğum tek yazı olacak. zira sebeb olmak istemediğim bir tartışmanın ortasına düştüm ve sizi de düşürdüm. bu nedenle sizden başınızı sebebsiz yere ağrıttığım için ÖZÜR DİLİYORUM.
                                                            S. Sinan ÖZER
Logged

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler.
                        Nazım Hikmet RAN
seher vakti
Administrator
Forum Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 357



WWW
« Yanıtla #1 : Kasım 09, 2009, 02:57:23 ÖS »

Neden özür diliyorsunuz ki? Aksine,forumda böyle tartışmaların olması hem hareketliliği  hem de klavyelerin çalışmasını sağlıyor. Kişinin kendini ve kainatı tanıması, anlaması için düşünmek, öylesine değil etraflıca düşünmek (tefekkür) en önemli unsurlardan. Bunun farklı fikirlerle ifade edilmesi sizi rahatsız etmesin. Zira farklı fikirler ufkumuzun büyümesine vesile oluyor. Ayrıca kaliteli yazılar, yorumlar ve bilgiler kültürümüze,yazı dünyamıza katkıda bulunuyor. Zaten bu site bunun için var.
Lütfen yazmaya ve yeni soruları gündeme getirmeye devam edin.Selamlar...
Logged

seher vakti
serinselvi
Administrator
Yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 102



« Yanıtla #2 : Kasım 09, 2009, 07:45:00 ÖS »


Değerli Hanzala, çok şaşırdım. Niçin hayatınızda yazdığınıza pişman olacağınız tek yazı olacak? Niçin özür diliyorsunuz? En güzel soruyu sormuşsunuz. "insan neyle yaşar" Biz günlerdir bir başlık arıyorduk, böyle bir tartışma ortamı yaratmak ve üyelerimizi yazma konusunda motive etmek için. İyi de oldu, gördüğünüz gibi pek çok katılımcısı oldu, olacak da. Başlığı almanın sizi rahatsız edeceğini düşünmedik. Genel geçer bir başlık olarak gördüğümüzden size hatırlattığınız için teşekkür ederek doğrudan siteye ekledik. Keşke başlığı açar açmaz söyleseydiniz, hemen kaldırırdık. Değerli Hanzala sizi kesinlikle üzmek istemeyiz. Yapmamızı istediğiniz birşey varsa lütlen söyleyin, gerekli düzenlemeyi yapalım.
Selamlar...
Logged
Turan Leventoğlu
Global Moderator
Yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 149



« Yanıtla #3 : Kasım 09, 2009, 11:50:42 ÖS »

Değerli Hanzala; İlk olarak bu açıklamalardan sonra düşüncelerinizin değiştiğinden/değişeceğinden, yazdığınız öyküden dolayı yaşadığınız pişmanlık duygusundan bütünüyle sıyrılacağınızdan emin olduğum halde size bu hissi geçici de olsa yaşattığım için özür diliyorum.  Bu pişmanlık duygusunun kaynağını tam tespit edememiş olanlar için ifade ediyorum; Sizin öykünüzde geçen ve Serinselvi’nin yeni bir tartışmanın konu başlığı olarak seçtiği “İnsan neyle yaşar” konusunda “birkaç kelam da ben edebilir miyim acaba” diye düşünmemle başladı her şey. (pişmanlık!!!). Farklı bir üslupla Serinselvi’nin ifade ettiği gibi “biraz kelime oyunu biraz ironi” ihtiva eden, “feryad u isyan”, “hiddet ve şiddet” içerecek tarzda bir birkaç şey yazayım dedim.  Mütekaid Sırrı Bey’i, Keşşaf Ahmed Efendi’yi bilenler ( ya da onları bilmeyenler Recai Güllapdan, İrfan Külyutmaz’ı bilirler) bu üsluba aşinadırlar. Burada zahiren bir şiddet ve celal olsa dahi, katiyen birilerini incitmek ya da paylamak amacı güdülmez. Bu reyting toplamak amacıyla programdan evvel anlaşmış figüranların canlı yayında kavga etmelerine benzer bir durumdur. Yine de yazıyı yazdıktan sonra “Yahu bilader  yaptın amma oldu mu acaba;?, Bu kadar da abartılmaz ki canım, hem Serinselvi’yi de tanımaz etmezsin, kaş yapayım derken göz çıkarmayasın” diye düşünmeden de edemedim ve değerli Serinselvi’den bir maille yazıyı foruma koyma konusunda müsaade istedim.  Sağ olsunlar hiç garipsemediler ve ben de yazıyı foruma koyuverdim. Ne var ki size sormak hiç aklıma gelmedi. Herkesin aşina olduğu bir tarzdır diye düşündüm belki de. Size de mutlaka sormam gerekirdi. Çünkü sizi de bir tartışma ortamına çekmiş oluyordum. “Şerhsiz haşiyesiz derc eylemiş” demiştim. (düzeltiyorum onu da)  Gerçekte ise ne şerh edilecek, ne de haşiye düşülecek bir durum söz konusuydu. Dipnota lüzum yoktu çünkü ne söylemiş olduğum böyle bir söz vardı, ne de musikîden anlardım. Bir de Serinselvi neyden bahis açmıştı, Keşşaf ney'i anlatıyordu? Her ne kadar  Diyarbakır kalesinin tepesine bir kaç kere tırmanmışlığım olsa da bayrak-sancak dalgalandırdığım da görülmüş-duyulmuş değildi.

Dolayısıyla sizin pişmanlık duyacağınız bir durum söz konusu değil. Belki benim duymam gerekir, yazıyı koymadan evvel size de durumu izah edip müsaade istemediğim için. Tekrar özür diliyor, hakkınızı helal edin diyorum. Ümid ediyorum affıma badi olmuştur.
« Son Düzenleme: Kasım 10, 2009, 04:59:37 ÖS Gönderen: Turan Leventoğlu » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: