benjaminhanif
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 136
sakin ol, her şey çok güzel ...
|
 |
« : Aralık 21, 2010, 01:28:25 ÖS » |
|
(alıntıdır) ..., saçlarının varlığına hiç aşina olmadığını anladı; ‘saçın’ onun düşün dünyasında eksiltili yada abartılı bir yerinin ve adının olmadığını. Epeyce de isyan etme isteğiydi bu; Tepegöz’ün varlığına isyan! Tepegöz, hayatının mıhıydı.Onu sevmedi, benimsemedi, kabul etmedi, iletişime girmedi; denedi fakat; dalga geçildiğini gördü, haysiyeti zedelendi.
..., ‘İnsan Putları’na tapınmaya teşne mizaçlı idi; Tepegöz, bu yerde onun epeyce gözdesi olduydu.Kırmayı denedi.
Tepegöz’ün akılsızlığını farketti,direnemedi,...’nın aklı, Tepegöz’ün akılsızlığının yanında güçsüz idi.Yoruldu, durdu, bekledi, tekrar etti, başlara döndü; hep bir Put, hep bir tapınmaca.
...’nın Ulu Tengrisiyle olan münasebeti ona şunu öğretti; ihlas, samimiyet ve taşaklı kulluk.
Tengri sözüdür diyerek, üstesinden gelebildiklerini devamlı surette yapabilme özelliğine sahiptir.
..., ihlası deneyimleyerek öğrenmedi,başlangıcında artı bir değerle doğduğunu,bununda İhlas olduğunu düşünür.Bu değer ona, atası tarafından aktarıldı; atasının bilge-hocası vardı.
..., dört yaşında iken, ak sakallı bilge elleriyle başının her yanını,ön kısımlarda bulunan vahiy geçirgenlerine kadar okşadıydı.Bu okşayışın,onun aklını,ruhunu ve hayatta katettiği yollarını koruduğuna inanır.
Aslına baksanız ..., cıscıbıl ve tastamam bir mağdurdur!
Denizi olmayan,dağların yolları kestiği gibi bağrında yaşayanların ufuklarını da kestiği, giderilen hacetin seyredilebildiği aynı zamanda tavukların da yemlenebildiği bir coğrafyaya doğdu.
Güçlü rivayetlere göre, onbeş gün barınabildiği yazılmaktadır.
Bir çok şeyi bilmedi, görmedi, hissetmedi, bunların içinde olan elemanların hiçbirisi hakkında bir yargısı olmadı,bir fildişi kulede oturduğunu yirmibeşin sonlarında bildi, aydığında ise cıscıbıldı her yanı.
Ortaokula kadar sık ve devamlı muradı, onu kaosundan kurtaran,kendiliğinden bildiği işlerle ahbablık etmekdi.Bu onun ilk muradıydı.
Sonraları,okula sürekli gitmeyi murad etti.Orta okuldan sonra okulu yarım bırakmak gibi bir fikre hiç sahip olmadı;okul ona, devamlılık kavramını öğretiyordu;1,2,3,4,5,6,...yıllar da böyle ilerleyecekti ve o yaşamaya/yaşayakalmaya böylece devam edebilecekti.
Sanırım, bu sebebten ,o zamanlar,yaşam ona uzun geliyordu,çok senesi vardı,çok uzun yaşamak istiyordu.Kaosun göbeğinde bir hayat sürerken’ölmek’ ‘ölmeyi düşünmek ve istemek’ deli saçmasından ibaretti. O, yaşamalıydı, yaşayakalmalı, kendisini bu sarmaldan kurtarmalıydı.
Okul ona öğrenmeyi değil, sadece yaşayakalması için devamlılığını getirmekle yükümlü olduğunu bildiği bir tür kaçış projesiydi. Böyle gelişti algısı.Karneleri bunun delilidir;her hangi bir birinciliği yoktur, 'birincilik için yarışmak bilincine' hiç sahip olmamıştır, bu sebebten.
Tüm denklemi okulu devam ettir’mek olduğundan, üçüncü muradına lisede sahip oldu; okul kütüphanesi.Sürekli okudu, derste sıra altında,serviste,evde,otobüste, gece ve gündüz. ’Öğrenmek’ eylemini o,kitablardan öğrendi, okul hayatından değil.Okudukça idraki –ağır da olsa- açılmaya başladı, bunu sevdi.Böylelikle, öğrenmek onun için kutsal bir olgu haline geldi; ...,yaşayakalması için gerekli olan bilgileri öğrenmeyi, önceledi.Okuma ve öğrenme ona göre kendini ve toplumu idrak edebilmesi için mühim ve ciddi bir iş idi.Geriye kalan her ne ise hayattan, bu kadar önemli ve öncelikli olmadı, hiç bir zaman.
Lisenin sonlarına doğru Coşkun SAFA yı dört yıl, komşusu Kürt Murat’ı kısa süreli murad etti.İkisinde de kazandı
Coşkun SAFA platonikti;sonradan gerçek olduydu, gerçeklik kısa sürdü ve bir muradın bitebileceğini, gerçekliğin alanına indiğinde, kendisinden çabucak sıyrılabildiğini ilk kez öğrendiydi.
Kürt Murat’ı ilk kez, oturduğu on katlı sitenin dokuzuncu katında düzenlenen bir kına gecesinde görmüş, içinden ah etmişti, bu isteği onandıydı. Epey sonra Kürt Murat’ın çekim alanına düştüydü. ...., Muart’ı kazandığı yerde, bile-isteye bıraktı.
......
|