|
monaroza34
|
 |
« : Ocak 11, 2010, 06:20:20 ÖS » |
|
Sevgili günlük diye başlayan cümlelerimiz olsa, neler yazmak isterdininiz? İki günü eşit olan ziyandadır,bugün dünden farklı ne yaptınız?
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
nermin
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 120
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 11, 2010, 07:51:19 ÖS » |
|
sevgili monaroza, bende başarılı olduğum yazma alanının günlük ve mektup olduğunu düşünüyorum. sanırım kendimden başkalarını anlatmayı beceremiyorum 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 30, 2010, 02:40:41 ÖÖ » |
|
Sevgili günlük.. buralara bir haller olmuş kimseleri göremiyorum ?nereye gittiler?
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
n.firuze
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 153
|
 |
« Yanıtla #3 : Ocak 31, 2010, 06:23:09 ÖS » |
|
buradayııımm monaroza bu başlığın devamı neden gelmiyor ki?? İnsanlar günlerini nasıl geçiriyor? Yada yazmaya değer bir günleri mi olmuyor? Yazmaktan mı çekiniyorlar?.. Şüphesiz ben yazabilen biri olsaydım bugün neden bir şeyler yaz-a-madım diye düşünürdüm! çaba gerek değil mi yazmak için, çırpınmak gerek... Aslında çok da merak ediyorum; burdan herkese soruyorum (kesinlikle yargılamak gibi bir niyetim yok olamaz da sadece merak, yanlış anlaşılma olmasın!) Yazmayı, yazabilmeyi hayatının parçası sayan arkadaşlarım.. Kimin çantasında yada cebinde bir küçük not defteri bulunur?? Acaba bir şeyler yazarmıyım diye hep yanında taşır.. Dışarı çıkarken cep telefonumuzu unutmuyoruz da neden yanımızda bir not defteri olmaz ki! Yük mü olur? Aslında içinde sakladıkların sana yüktür bilesin!... ...
|
|
|
|
|
Logged
|
"Kitap dediğin bir yolculuğun adıdır, içe dönük bir seyrüsefer; her roman bir aynadır aslında, sana seni gösteren." Elif Şafak
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #4 : Ocak 31, 2010, 09:54:47 ÖS » |
|
sevgili günlük ,içime dert olacak yazmazsam.yorgunluğumu düşen kirpiklerim taşıyor biliyor musun?ama şikayetçi değilim.niye olayım ki.sadece dinginliği özlediğimi bilmeni istemiştim. bir kahve kokusu bir dost eli ya da adaçayının sakinliğinde uçup gitmek istiyorum sanki.. "ağlasam sesimi duyar mısınız ?dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle ".. ah yapamıyorum ben şiir bile okuyamıyorum.. lütfen .. biraz yalnız kalmak istiyorum...
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
|
giraysibel
|
 |
« Yanıtla #5 : Ocak 31, 2010, 10:01:02 ÖS » |
|
Sevgili Günlük, rengi ister siyah olsun isterse beyaz , annesini soranlara; "benim annem öldü" diye cevap veren her insanın gözleri dolarmış.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #6 : Şubat 04, 2010, 02:29:34 ÖÖ » |
|
sevgili günlük ;bir mektup aldım sevindim bilemezsin sonra üzüldüm neden biliyor musun ?benim kıyımın öbür ucundaki kıyıda yaşayan martı meğer uçamıyormuş.sahi penceremin önüne gelen kumru acaba ondan mı böyle suskundu bilemedimm..hala da ses seda yok ondan .kumru gelinceye kadar bekleyeceğim merakla.
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
semra topçu
Semra A.Topçu
Administrator
Yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 172
|
 |
« Yanıtla #7 : Şubat 04, 2010, 02:51:29 ÖÖ » |
|
Sevgili zeynep, hayat sana, bana, bize değişimlerini sunuyor! Sen belki de şanslısın, belki ben de şanslıyım, hani değişim ve dönüşümler adına, hani görselliği kaybetmemek ve direnmek adına. Ama kaybedenler de var! Ölüm gelene kadar, savaşçıyız! Ben de üç kıl, diğerinde beş kıl ağarmış ne fark eder... Hayatı beyazlaşan kıllar adına mı yaşamalı/yargılamalıyız... Eğer öyleyse, benim on kılım var, daha mı öndeyim birilerinden(( Yok be... Ağarlaşmak, ağırlaşmayı çağrıştırıyor bana, hani ses benzeşliğinden diyelim:)) Ne dersek diyelim, yaşanmışlıklar bir adım öne götürüyor insanı, yeterki ne yaşadığımızı bilelim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
havina
|
 |
« Yanıtla #8 : Şubat 04, 2010, 03:48:50 ÖS » |
|
sevgili günlük; zor olanı kolaylaştırabildiğimiz gibi kolay olanı da bir o kadar zorlaştırmakta maharetliyiz. Kolay mıdır zor mudur insan olmak? Sadece "yüreğimin altına elini koy" ve sızanları topla, avuç avuç doldur heybene. Rüyalar cesaret verdi avuçlarıma ve ben de yüreğinin altına elimi koydum. Sızanları biriktirdim, döktüm sayfalarına. Bazılarının tatları buruktu, "buruk manzaralar" gibi... Bazılarında da çağlayanları vardı haykıramadıklarının, duyuyorum çığlıklarını "İnsan olmak çok zor." Zorlandığım bir dünyada yaşamalıyım bilemiyorum sevgili günlük? Neden bu kadar ağır geliyor insanlık, neden bu kadar tesirinde bırakıyor her şey bizi? Başka bir şey olmayı başarabilseydik, öyle yaratılırdık muhakkak. Sevgili günlüğüm, sözlüğümde sana ait o kadar çok cümle var ki... Biliyor musun en çok sevdiğim bu oldu, onu sevmeme engel olamıyorum elimde değil "insan olmak çok zor." Ardından gelen başka cümlelerim de var, sıralı sıralı... Soruyorum insan olmayı kolay bilen mıdır, sevgili günlük? Yüreklerimizin altına koymalıyız ellerimizi çünkü çok zayıflar. altlarında ne var bilemiyorum ama hissediyorum, "dağ olmayı dileyen direkler taşıyoruz" içimizde; ilhamı Kur'andan alınan... İnsan olmayı kolaylaştıran dağlar var altında yada ne bileyim "insan olmak çok zor. Sevgili günlük; nasıl insan olunurun tarifesi var mıdır? Sen biliyor musun? Bizi en karışık hallerimizde anlayabilen, belki anladığını varsaydığımız sen, sayfalarında nice hatıralar, nice serzenişler saklıyorsun. Umuyorum ki sayfalarına tutuşturulan keşifleri, cümleleri sen de bize anlatırsın? Biliyorsan insanlığın tarifesini, sorusuna cevap bekleyen bir rüyazedeyle paylaşabilir misin? İnsanızdır yada değilizdir, var mı bunun bir tarifesi? Üstelemek geliyor içimden sorumu, ama tarifesini yapabilmek çok zor olduğu için imdadıma yetişiyor yine "İnsan olmak çok zor." Sevgili günlük, kırık dallar yeniden tutarmış şifalı eller ona değerse. Kalbi kırıklarda öyleymiş. Bunu sen söylemiştim uzun zaman önce. unuttun mu, "derdi karlara yüklemiş, dermanı dizelerden" beklemiştin. Bu kalpler merhamet bekler, dua isterler yada "hikemi telkinleri seçerler, ölüme en yakın anlardan"... Her manzara biraz iç burkar, her manzara biraz buruktur çünkü..." Sevgili güncem, kaç kere seçtik ölüme en yakın anları? Tarifemiz yok, yok işte... Ne geniş olabildik ne de dar. Bu sebepten haykırmadık mı "insan olmak çok zor." Sevgili günlük bu satırlara kadar yazabilmiş ve sorgulamamın büyük bir kısmını tamamlayabilmişken yüreğinin altına koyduğum avuçlarıma senden sızanları, okuyabildim nihayet; iinsanın kendini en iyi tanıdığı yer başka kalpler, insanlığın tarifesi ise O'nun bize sevgisinde saklıymış. Ne olursa olsun muhataptım sözlerime ve "insanlığımın dörtte üçünü tanımıştım."
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 07, 2010, 08:38:52 ÖS Gönderen: havina »
|
Logged
|
Sevgili Havina. İçindeki seslerin sahibi de benim, senin sahibin de. unutma ben senim işte süheyla
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #9 : Şubat 04, 2010, 05:04:53 ÖS » |
|
Zeynep hanım sizin günlüklerinizi okurken büyük keyif aldım.mahallenizin köşesinde öylece kalakaldım bir seferinde... ne kadar içliydi. sonra eski bir dostunuzla hasbihal edişiniz yıllar sonra ..zaman nasıl da geçiyor hergün bir başka an doğurarak bizim gerçeğimiz birer parçası bunlar öyle değil mi?yaşarken ölüveririz ,diğer yan da başka bir ölüm vardır gerçek bir ölümdür, öbür yanda hayat bizi başka türlü bekler ,ya çok mutlu olursunuz ya da bilinmezliklerde rüzgar gibi savrulur durursunuz.
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #10 : Şubat 04, 2010, 05:06:39 ÖS » |
|
Sevgili havina , hepimizin büyük kaygısı olmalı "insan olmak " ve gerçekten de çok zor değil mi sorgular dururuz çoğu zaman ?çok güzel olmuş yazınız..
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
n.firuze
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 153
|
 |
« Yanıtla #11 : Şubat 06, 2010, 12:24:48 ÖÖ » |
|
Sevgili günlük, nihayet baş başa kalabildik seninle kimsecikler yok serinselvide. Sen ve ben varız. Seninle tanışma serüvenim çok farklı benim için önceleri bakıp geçerdim sana, şimdi ise senden başka bir yerlere uğramaz oldum. İçimde ayrı bir yerin var, sana ait bir köşe açtım bilmelisin. Seninle konuşmadığım yazışamadığım zamanlar için üzgünüm, ama gelemedim yazamadım işte. Ne güzel şeyler saklıyormuşsun kalbinde keşke daha önce açsaydın içini bana. Benim gelemediğim zamanlarda sen gelseydin bana. Artık bundan sonra dostluğumdan emin olabilirsin. Yalnız bırakmayacam seni sende beni yalnız bırakma olur mu? Sen bana kalbini açtın bende sakladığım cümlelerimi sana açacağım, biriken sözcüklerimi, sonuçlandıramadığım nedenlerimi anlatacağım, ben anlatacağım sen dinleyeceksin, sen anlatacaksın ben dinleyeceğim. Sevgili günlük yalnızlık yazdırır mı sence? Gecenin sessizliği çökmüş, herkes köşesine çekilmiş, bense köşemde seni ağırlamaktayım. Elimden geldiği kadar, gücümün yettiği kadar, misafirperverliğimi yapmaya çalışıyorum. Yüreğime hoşgeldin sevgili günlük!
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 06, 2010, 10:08:53 ÖÖ Gönderen: n.firuze »
|
Logged
|
"Kitap dediğin bir yolculuğun adıdır, içe dönük bir seyrüsefer; her roman bir aynadır aslında, sana seni gösteren." Elif Şafak
|
|
|
benjaminhanif
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 136
sakin ol, her şey çok güzel ...
|
 |
« Yanıtla #12 : Şubat 07, 2010, 04:51:17 ÖS » |
|
(2 Temmuz 2009 Günlüğümden) ‘Hâlâ Haziran’ diyorum ya aylardan Temmuz’dur aslında. Yazın adı Haziran, Ayrılığın adı Eylül. Hüznü Nisana Kışı Marta Kalanını hayata say.
Pürtelaş bir solukta yokuş aşağı iniverdim. Evimle tramvay durağı arası beş dakika var yok arası. Jetonumu attığım gibi kırk dakika sonra Sultanahmetteyim. Samanyolu televizyonundan Nurdan arkadaşımla buluşacak, onu İstanbul Tasarım Merkezine(Özbekler Tekkesi) götüreceğim.Sultanahmet daha bi haziran. Asfaltta kayıyorum, pabucumun altı eriyor. Kalabalıkla beraber, serin avluya giriyoruz. Meydanda üç beş insan , ha bir de İlhâmi.
-İlhâmi? -Neyin nesi? -Tekkenin kedisi. -Annesi? -Yetimdir kendileri -Hâmisi? - Karıncaların varisleri.
Bakıyoruz etrafa; bazısı her yanı ‘ayna’ diye görüyor; nefes-i hâli değişiyor. Bazısı som mermer hükmünde; aklında sorular, kuyruk yakalamaca oynuyorlar; mikrofon, kamera, maaş, kartlar ve taksitler.
Bir ara ‘Pensilvanya’ yı bilirim’ diyor biri. Ne gerek var bu sıcakta? Kaprisin bile mevsimi vardır Kalanlardan birini ona verelim; Kaprisin mevsimi Kasımdır.
Biri diyor , -burası nedir -mesciddir -ayakkabıyla mı girilir? -hoppala..
-hangi mezhepte yazılıdır çocuk; strazburg, norveç, washington?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
serinselvi
|
 |
« Yanıtla #13 : Şubat 07, 2010, 08:14:38 ÖS » |
|
sevgili günlük bugün benjaminhanif diye bir arkadaşımız senin sayfalarına neredeyse yedi sekiz ay önceki bir gününü yazmış. hiç şaşırmadım biliyor musun. o hep böyle zamanlar içinde gidp gelen yazılar yazar. bir yıl önceyi yazdığı gibi bir yıl sonrayı da yazabilir. hem de tıpkı yaşamış gibi... ne güzel bir yetenek değil mi? oysa bugün ben karşımdaki resime bakarak bile birşey yazamadım. düşündüm de insanın bir konuda konuşması için o konuda az çok bilgi sahibi olması gerekiyor. baktığım resim çeşit çeşit balıkların satıldığı bir balık pazarıydı. ben ki neredeyse ağzına hiç balık koymayan biriyim, balık hakkında nasıl yazabilirim? inan günlük, denemedim sanma, denedim. önce internetten resimdeki balıkların ne balığı olduğunu araştırdım sonra genel özelliklerini öğrendim iş yazmaya gelince kalem yine elimde kaldı. okuduklarımı o sayfadan bu sayfaya geçene kadar unuttum. yine de uğraşa didine bir şeyler yazacaktım fakat birden yıllar önce yazdığım kedi hikayesi aklıma geldi. kedilerle çok ilgili bir arkadaşım hikayemi okumuştu da, "kediler hakkında hiç bir şey bilmiyorsun," demişti, hatta yazdıklarım onu birazcık kızdırmıştı bile. oysa o zaman da epeyce bir araştırma yapmıştım doğrusu. neyse durum bundan ibaret sevgili günlük artık sitedeki arkadaşlar buraya uğrarlarsa neden balık hikayesini yazamadığımı anlarlar. not: sana da bir isim bulmanın zamanı geldi geçiyor bile. Bundan sonraki buluşmamızda bir adın olacak haberin olsun...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 08, 2010, 07:09:01 ÖÖ Gönderen: serinselvi »
|
Logged
|
|
|
|
|
havina
|
 |
« Yanıtla #14 : Şubat 13, 2010, 07:58:38 ÖS » |
|
Sevgili Monaroza günlüğüme ortak olduğunuz için teşekkürler. Ah bir de o kendini bana açabilse... Hep kendimi okumaktan usandım, başka çarem de yok gibi... Selamlar...
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevgili Havina. İçindeki seslerin sahibi de benim, senin sahibin de. unutma ben senim işte süheyla
|
|
|
|