Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Lale Müldür'den Harkulade Bir Yazı  (Okunma Sayısı 444 defa)
benjaminhanif
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 136


sakin ol, her şey çok güzel ...


« : Şubat 18, 2011, 07:06:02 ÖS »

Guzel kadinlar neden mutsuzdur? (by Lale Müldür)

Guzel kadinlar, guzel erkekler mutsuzdur. Alabildigine yalnizdirlar. Cunku herkes onlardan korkar. Efsanedir cunku onlar tabudur, onlara yakinlasilamaz. Dokunulamaz bile onlara. Onlar da giderek mesafe kazanirlar. Kendi dunyalarina cekilirler. Bu onlarin uzakligini ikiye katlar. Benim burada guzel diye tanimladigim sey yalnizca fiziki guzellik degildir. Bir karizmasi, aurasi olan insanlardan soz ediyorum.
Toplumsal planda da yalnizlardir cunku herkes onlari rakip olarak gorur. Bu kadinlar ve erkekler leoparlara benzerler. Leoparlara ozellikle su acidan benzerler. Leoparlar butun bir yil yavrularini koruduklari halde bir noktadan sonra bir tepeye cikip yavrulari olmus gibi acili sesler cikarirlar. Bu onlarin korunma icgudusudur cunku basarili olmuslardir ve basari vahseti ustune ceker. iste leoparlar daha cok 'aggresyon'a muhatap olmamak icin yenilmis gibi yaparlar.
Ekolojik dengede huzuru yeniden kurarlar. Ben bunun neden boyle oldugunu uzun suredir dusunuyordum. Cok esrarengiz geliyordu bana leoparlarin bu hareketi. Simdi anladigimi saniyorum.
Ozel insanlarin yalnizliginin bir nedeni de sudur: Bu insanlarla normal gundelik hayat paylasilamaz. "Kalk, cay koy" denemez onlara, dense bile bir sey zedelenir. Ask yara alir. Bunun icin ben gercek askin aristokratlar arasinda yasanabilecegine inaniyorum. Her erkek bulasik yikayan ozel bir kadini derinlerde bir yerde yadirgar. Bir kadin da corabini cikaran ozel bir erkegi yadirgar. Bu tiplerin kesinlikle ev paylasmamasi gerekir. Arada bir gorussunler o kadar.
Bu insanlarin yalniz kalmalarinin baska bir nedeni daha vardir. Cok cekici olduklari icin etraflarinda bir suru hayran vardir. Boyle durumlarda kiskanclik korku dolu bir mahzen ya da labirent olur. Kimse buna dayanamaz. Halbuki herkes dipte yasliliginda kendisine bakabilecek birini arar. iste bu insanlar hayranlari cok olan kimseler arasindan cikmaz. Korku duvarda akrep gibi yurur.
Ve bu insanlar sonunda terk edilirler ya da kotucul davranislara maruz kalirlar. Bir de her seyi elde etmenin 'angoisse'i, 'spleen'i vardir bu insanlarda. Cabuk sikilirlar. Rolling Stones'un "I can't get no satisfation"i gibi olurlar. Gercek iletisimi aramaya baslarlar. Cahide Sonku gibi olurlar. Bekcileriyle, bodyguard'lariyla, bahcevanlariyla dusup kalkmaya baslarlar. Mrs. Stone'un Roma Bahar'i olurlar. intihar sureci baslamistir artik. Bu olumcul labirentten ancak kendilerini islerine adayanlar kurtulur. Burada yeri gelen kutsal bir sozle butun cani sikilanlara bir sey demek istiyorum.
"Bir isi bitirdiginiz zaman yeni bir ise baslayin."

taken from Radikal İKİ, 05.12.1999
Logged
Şafak Çelik
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 139


« Yanıtla #1 : Şubat 19, 2011, 11:56:52 ÖÖ »

ya sanırım Lale hanımın kafası karışmış Gülümseme güzel insanlardan korkmak konusu bizim lisede konuştuğumuz bir konuydu. okulun güzel kızlarına kimse yanaşmazdı çünkü korkardık. bu korku sadece red edilme korkusuydu sanırım. daha ulaşılabilir hedeflere yönelmeyi tercih ederdik. bu güzellik konusu sadece fiziki güzellik değildi. Lale hanımın dediği  gibi akıl ya da karizma ya da maddi güç karşısında da bir tür kendini ezme içine girilirdi. bu yüzden kimse zengin olduğunu bildiği bir kişiyle arkadaşlık etmek için bile yanaşmazdı. tamamen gücünün farkında olmama ya da üstün yönlerimizi görememekle ilgili olduğunu düşünüyorum. insanların karşılarındakileri çok fazla büyütmeleriyle ilgili tutum. karşı taraftaki büyüklenme duygusunu daha da ateşler. bu durum kendi kendini çoğaltan bir döngüdür. biz kendimizi eziklerdik güzel kızlarda kendilerini beğenmiş halleriyle bahçede dolaşıp büyüklenirlerdi. sonuçta onlar yanlız ve mutsuz bizse ulaşılabilir hedeflerle mutlu takılırdık.Gülümseme

Lale hanımda bu eziklemeden sonra hayvanlar alemine geçiş yapmış ve nedense anlayamadığım bir leopar hikayesine geçmiş. hikayede leopar kendince bir atlatma taktiği yapıp yavrusu ölmüş rolü yaptığını anlatıyor. o zaman sanırım güzel insan  da kendini çirkin göstermek durumuna düşüyor. ya da akıllı insan kendini aptal konumuna düşürmeli. "ekolojik dengede huzur" için arada bir aptala yatmak lazım sanırım Gülümseme

işte bence yazının en can alıcı yerine geliyoruz. özel insanların gündelik hayatta neleri yapabilecekleri ya da yapamayacakları konusu. böyle bir durumda iki insanın arasında ki aşkın yara alması söz konusu oluyormuş. fakat zaten zor olan özel insanların bir araya gelmesinin zorluğu ortadayken iki özel insanı bir eve sokmak ve bunları aşkla birbirine bağlamak için gerçekten ilahi bir güç gerekir sanıyorum. Gülümseme özel olan aşk mıdır yoksa insanlar mı? yaralanan insaların beğenileri mi yoksa aşk mı? aşk iki insanın tüm çıkarlarını çıkarıp bir kenara bıraktıkları bir olgu mu yoksa herşeyiyle kabullenip yürüdükleri bir yol mu? peki herkes kendince aşkı tarif ederken bu olguyu yanlızca aristoklara indirgemek adil mi? günümüzde aristokrasi nerede var? herşeyi bir kenara bıkarıp aşkı yanlızca soyunma ya da beslenme eylemleriyle yok olabilecek bir şey gibi göstermek aşkı yüceltmeye çalışırken düşürmek gibi geliyor bana. yani gözümüzde büyüttüğümüz aşk mı yoksa aşık olduğumuz insanın insani bir yanını görmekten duyduğumuz rahatsızlık mı? eğer insaların aynı evde yaşarken insani yönlerini görmemek aşkı güçlendirecekse kimse sevgilisinin yanından kalkıp tuvalete gitmemeli Gülümseme ah bu konu daha çok su götürür.

yazının sonunu anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. bu özel insanların hayranları var ve kıskanılıyorlar. kıskanıldıkları için özel insan bunları tehdit olarak algılıyor ve korkuyor. korktuğu için kendini hayranlarına yaklaştırmıyor ve yanlızlık labirentine düşüyor/düşürüyor. fakat yaşlılığında kendine bakacak birini istiyor mutlaka. (ama burada yaşlılığında kendine bakacak birini aramaz diye yazmış Lale hanım. bunu anlayamadım) ve korku duvarda yürüyen akrep olur. Ney? sonrada kimseyle ilişki kuramayan bu özel insanlar terk edilirler. (kim tarafından terk edilir) Ney ya da kötücül davranışlara maruz kalırlar. (tekrar soruyorum kim tarafından) fakat herşeyi elde etmişlerdir ve anlamını bilmediğim kelimelere ('angoisse' 'spleen') sahiptirler. sonra sıkılıyorlarmış ve gerçek iletişimi arıyorlarmış.  gerçek iletişim dediği şeyse nedense aristoklarda değilde bekçilerde, bodyguardlarda (neden "koruma" değil?) ya da bahçıvanlarında var. sonra bizim naciz genel kültürümüzle bilemeyeceğimiz bazı film ya da şarkı ya da kitaplara dönüşürlermiş. bunun sonunda gerçek iletişimden intahara geçilirmiş. intihara geçmemek için işlere gömülmek gerekiyormuş. daha çok çalışıp can sıkıntısını yenebilirmişiz. tabi buna da itirazım var. Gülümseme işler dediği nedir? aristokların hangi işte çalıştığı görülmüştür? madem aşkı yaşamak için aristokrat olmak gerekiyor -ki aristokratlık doğuştan gelen birşeydir- nasıl işlere gömülmeliyiz? demekki kültürel faliyetlere ya da çılgın partilere yelken açmalı. peki kültürel faaliyetler insani durumları ortaya koymaz mı? sokakta öpüşen iki gencin fotoğrafı bize aşkı hatırlatmaz mı? çalgılarıyla köprüde müzik yapan çingenelerin filmi bizi duygulandırmaz mı? o zaman aristokrat çevremizden çıkıp halkın arasına karışmalıyız.

sanırım çok soru sordum. bu kısacık yazıdan ne çok anlam çıkarmaya çalıştım. sanırım ben bu yazıyı gerçekten yanlış anladım hatta anlamadım.
« Son Düzenleme: Şubat 19, 2011, 12:43:06 ÖS Gönderen: Şafak Çelik » Logged
Şafak Çelik
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 139


« Yanıtla #2 : Şubat 19, 2011, 11:02:42 ÖS »

merhaba,

aslında benim yazdığım bir deneme sayılmaz. daha çok bir eleştiri. ancak eleştiri olması için bir sanat eserini seçmiş olmam gerekiyor sanırım. fakat Lale hanımın yazısı Radikal gazetesinin pazar ekinde yayınlanmış bir yazı. yani bir sanat eserinden çok insanların kafalarını dağıtmak için hafta sonları takıldıkları bir ek. neyse bu durumda benim yaptığım eleştrinin bir sanat değeri hatta biçim olarak bir formu yok. sadece yazıyı okurken içimde biriken sözcükleri (özellikle aşkın aristoklara yakışması kısmı) dökme isteğiydi. bu durumu sindirmek benim için zor bir durum Gülümseme

yazıyı böyle bitirmemin tek nedeni kendimi kaptırıp eleştirdiğim yazıdan daha uzun bir yazı yazmış olduğumu fark etmiş olmam Gülümseme son cümlelerde yazdıklarımın hepsi boştu gibi bir anlam çıkıyorsa bunu düzeltmek isterim. elbette yazdıklarımın arkasında duruyorum. ama bu kadar soru soran bir yazıya cevep beklemediğimi de bildirmek istiyorum. Gülümseme

sevgilerimle,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: