Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nihayet Bursa Zamanı/Derya çölaşan  (Okunma Sayısı 1357 defa)
nazmiye denizer
Administrator
Köşe Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 536



« : Ekim 21, 2008, 08:33:18 ÖS »

Nihayet Bursa Zamanı...

Uzun zamandır görmek istediğimiz Bursa’ya gitmek için bir Pazar sabahı İstanbul’dan 07.00’deki otobüse bindik, 3 saatlik bir yolculukla Bursa terminaline vardık. Otobüs terminali, aynı zamanda pek çok markanın ve renk renk tabelaların olduğu kestane şekeri satış yeri diyebileceğimiz bir yer. Terminal çıkışında belediye otobüsleri kalkıyor şehir merkezine. Bunlardan birine binip Ulu Cami merkeze gittik. Hedefimiz öncelikle Uludağ eteklerine kurulan Cumalıkızık’a gidip kahvaltı yapmak ve köyü gezmek...

Son zamanlarda adını köyde çekilen dizileriyle daha çok duymaya başladığımız aslında 700 yıllık bir Osmanlı köyü Cumalıkızık. Kızık köyleri içinde en çok tanınanı, yerli-yabancı en çok turist çekeni. Bursa şehir merkezinden 90 dakikada bir kalkan 22A otobüsüyle ulaşılabiliyor. Cumalıkızık’ta otobüsten inilen son durak, köyün de başlangıcı. Köyün başında köy ürünlerinin satıldığı tezgahlar sıralanıyor.  Arkalarında ise yine köylülerin bahçelerine masalar atarak köy kahvaltısı sundukları evleri uzanıyor. Boş masası olan bir tanesine gidip oturuyoruz hemen. Hemen hemen bir çok köyde olduğu gibi yerel halkın işletmeciliğe soyunduğu yerlerde doğallık arıyorsanız buluyorsunuz ama konfor ve hız arıyorsanız pek bulamıyorsunuz. Bize sıranın gelmesini beklerken zamanımız kısıtlı olduğundan bu süre uzadıkça biraz canım sıkılsa da keyifli bir kahvaltının da gezinin bir parçası olduğuna ikna ettim kendi kendimi. Nihayet, evde yapılmış köy ürünleri, tereyağında yumurta ve çok güzel haşhaşlı-cevizli ekmekle (dışarıda satılıyor, dönerken mutlaka almalıyım!) güzel bir kahvaltı sonrası köyde yürüyüşe çıktık.

Parke taşlı daracık yollarda iki-üç katlı sarı, beyaz, mavi, mor boyalı cumbalı evleri izleyerek köyün tepelerine doğru çıktık. Evlerin bazıları restorasyon görmüş ve kurtarılmış, bazılarıysa oldukça kötü durumda. Girişteki yerler dışında köyün üstlerinde de bahçe içinde oturulabilecek yerler var hepsi de tıklım tıklım dolu.
Bütün ara sokaklara gire çıka köyü gezip farklı yoldan tekrar meydana geldiğimizde otobüsün kalkmak üzerine olduğunu görünce aceleyle iki ekmek alıp kendimizi otobüse attık. Otobüs diğer kızık köylerinden hemen yandaki Hamamlıkızık içinde bir tur atıp tekrar şehir yoluna girdi. Gördüğüm kadarıyla diğer kızık köyleri geleneksel evlere fazlaca sahip değil. Sanırım bundan dolayı da içlerinde en ünlüsü Cumalıkızık. Köy dönüşü otobüsten yine Ulu Cami civarında inince şehri gezmeye başlıyoruz.

Balibey Hanı: Eski bir yapının restorasyon görmesinden sonra kültür merkezi olarak açılmış. Kubbeli küçük küçük odaların her birinde hat, ebru, çini, rölyef, tezhip, resim gibi eski el sanatlarından biriyle ilgili eserler sergileniyor.

Balibey Hanı’ndan çıkıp Atatürk Caddesi boyunca yürürken Ulu Cami onun yanında Koza Han, eski belediye binası ve aynı caddeden heykele doğru yürüyünce Bursa Kent Müzesi’ne gidiliyor. İpekböcekçiliğinin merkezi Bursa’da Koza Han’da yan yana sıralı dükkanlarda ipekli ürünler vitrinleri süslüyor.

Yakın zamanlara kadar koza pazarlarının kurulduğu han, günümüzde ipekçilikle uğraşan esnafın yer aldığı bir han olarak kullanılmakta. İpek alışveriş mekanı olmakla birlikte kocaman çınarların altında çay-kahve içerek tarihi dokunun da tadına varılabilecek bir yer. Koza Han’dan çıkıp eski belediye binasının yanında bir ağaç altında hem serinleyip hem dinlenirken binayı inceliyoruz.Tarihi Belediye Binası, Atatürk’ün vefatından önce Bursa’da katıldığı son baloda valsi yarıda kesip orkestraya “sarı zeybek” dediği ve o muhteşem zeybek oyunu oynadığı yer…
Hatta yakın zamanda Sümer Ezgü’nün Atatürk’ü canlandırdığı ve manevi kızı Ülkü Adatepe’nin de yer aldığı bir mini belgesel çekilmiş bu binada.

Belediye Binası bugün, Bursa’da “kentlilik bilinci” projesini hayata geçiren gönüllü vatandaşların oluşturduğu birimlerle çalışmalarını sürdüren Yerel Gündem 21 Evi olarak kullanılıyor. O ağacın altında otururken bundan haberimiz olmadığından içini dolaşmadığımız için sonradan pişman olduğum yer. Belki bir dahaki sefere...

Caddeden yürüyerek Kent Müzesi’ne gittik. Atatürk heykelinin arkasındaki meydanda yer alan bu müze, çok fazla emek verilmiş, harika bir müze. Açıkçası içeri girerken böyle güzel bir müze olacağını düşünmemiştim. Aklınızda “müze gezmek sıkıcıdır” gibi bir önyargı varsa bunu tamamen yıkacak güzellikte bir müze. 3 katlı müzenin giriş katında (Uygarlıklar Kenti Bursa) geçmişten günümüze Bursa’nın tarihi canlandırmalarla anlatılıyor. Bursa’da ilk ayak izlerinden başlayıp Osmanlı padişahlarının balmumu heykelleriyle o dönemi canlandırıp Kurtuluş Savaşı’nın bitmesine kadarki tarihsel olaylar yer alıyor.

Ardından Çağdaş Bursa bölümünde Cumhuriyet döneminden başlayarak gelişen çağdaş bir kente dönüşen Bursa’nın hikayesi günümüze kadar uzanıyor.
Üst katta, Yaşam ve Kültürüyle Bursa bölümünde Bursa’da doğmak, büyümek, yaşamakla (kız isteme, evlilik hazırlıkları vb konular) ilgili bilgiler görsellerle zenginleştirilmiş. Ayrıca Bursa’da yemek ve eğlence kültürü, sağlık, hamamlar, medreseden okula, kültürel mekanlar, Karagöz-Hacivat, geleneksel sporlar ve turizm gibi konularda yer almakta. En alt katta, Üreten Bursa bölümünde Bursa’da el sanatları çarşısı oda oda yapılan canlandırmalarla tanıtılıyor. Arabacı, nalbant, semerci, yemenici, bakırcı, kalaycı, tenekeci, marangoz, sepetçi, çinici, bıçakçı, şekerci, kebapçı gibi birçok mesleğin kullandıkları aletleriyle birlikte canlandırmaları yer alıyor.

Bu müze, European Museum Forum’un Mayıs 2006’da Lizbon’da düzenlediği ödül töreninde, Avrupa’nın ödüllü müzeleri arasına girmiş. Gerçekten Bursa’yı yakından tanımak için, gezmesi çok keyifli bir müze olmuş, çok beğendim.

Müzeden çıkınca şehri tepeden görmek için teleferiğe gitmeye karar veriyoruz. Yarım saat kadar kuyrukta bekleyip 25-30 kişinin sıkışık tepişik bindiği vagon tipi teleferikle yaklaşık 1800 metre yukarı çıkıyoruz.

5-6 dakika süren teleferik yolculuğu çok zevkli. Ama o kadar sırada bekleyince dönerken de beklemeyi göze alamayınca tepede oyalanmadan aynı vagonla döndük. Oradan da setbaşına gidip Yeşil Türbe’ye gittik ancak tadilatta idi. Civardaki kafelerde bir yorgunluk kahvesi içip terminale gitmek üzere tekrar merkeze döndük.

Kalabalık, keyifli, tarihi aynı zamanda modern Bursa, gezilmesi gereken çok güzel bir şehrimiz.

Derya Çölaşan



* kozahan2.JPG (50.15 KB, 336x448 - Görüntüleme: 5 kez.)

* bursateleferik1.JPG (26.34 KB, 336x448 - Görüntüleme: 4 kez.)

* belediye1.JPG (47.06 KB, 448x336 - Görüntüleme: 4 kez.)
« Son Düzenleme: Ekim 21, 2008, 08:36:04 ÖS Gönderen: nazmiye denizer » Logged
seher vakti
Administrator
Forum Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 357



WWW
« Yanıtla #1 : Ekim 22, 2008, 10:04:21 ÖÖ »

Derya Çölaşan'ın yazısını okuyunca çocukluğuma gittim.Ben küçükken, ailemle sık sık giderdik Bursa'ya.Genelde Çekirge'de bir otelde kalırdık.Uludağ'a teleferikle çıkmak için can atardık,ancak bazen arabayla gitmemiz gerekirdi.O virajlı yollarda,karlı ağaçların arasından geçmek de ayrı bir heyecandı bizim için.Hele zirveye çıkınca bulutların üstünde olmak bambaşka bir keyif verirdi.
Alışveriş için Koza Han'a da giderdik,belki en son kendi çeyizim için uğradık oraya.Müze ise yakın zamanda kurulmuş anladığım kadarıyla.Merak ettim doğrusu.Ancak Derya Çölaşan Bursa'ya gidip de 'iskender' yemediyse bir dahaki sefere mutlaka yemesini tavsiye ederim (tabi hâlâ öyle lezzetli yapıyorlar mı bilmiyorum.)
Derya Çölaşan'a ve bizimle yazısını paylaşan Nazmiye Hanım'a beni saf günlerime taşıdığı ve tekrar Bursa'ya gitme isteği uyandırdığı için teşekkür ederim.
Logged

seher vakti
havina
Site Yazarı
Forum Yazarı
******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 428


« Yanıtla #2 : Ekim 23, 2008, 12:46:23 ÖÖ »

Yaklaşık 5 yılımızı 'Yeşil Bursa'da geçirdik.  Bu şehrin çetin lodosuna mazhar, dağların arasına sıkışmış merkezine göre yükseklerde, teleferiklerin üstümüzde uçak misali süzülüşünü gördüğümüz bir semtinde bulunduk. Yazarın anlattığı bir çok yeri görmek gezmek mümkün oldu. Ah bir de, çatı uçuranların, öğrencilerin ölüm ve yaralanmalarına sebep olan hoyratlıkları olmasa... Ama daha sonra şehrin akademik çevrelerinden öğrendim ki Bursa'da lodos olmasa, hava asla temizlenmezmiş, bu sayede sirkülasyon sağlanıyormuş. Neyse ki halkı 'şükür yine esiyor bizimkisi' diyerek alışmışlıklarını göstermiş ve yapılabilecek hazırlıkları anlatmışlardı, biz yeni Bursa'lılara.
Osamn gazi, Orhan gazinin ve aile efradının bulunduğu sessiz tepe Tophane... Baba sultan... Ahmed Yesevi'nin talebesi Geyikli Baba, Somuncu Baba (Şeyh Hamid-i Veli)Yıldırım Beyazıd külliyeleri,I. Murad Camii, Türbesi ve Hamamı, 29 Ekim 1973'te Kültür Bakanlığına devredilen Miralay Mehmed Beye ait Atatürk'e 1923'te tahsis edilen bina, yani Atatürk Müzesi, Fatih'in doğduğu ev ve medreseler, Çelik Palas, Emir Sultan camii ve Türbesi...Daha neler neler... Bu yeşil şehrin neden bu kadar gizemli ve çekici olduğunu eski günleri anımsadıkça daha bir anlıyorum.
Bursa'nın;  sebze türlerinden yapılmış farklı versiyonlardaki yemeklerinden ve yeni neslin tanımaya muktedir olamayacağı, bayır-çayır-tarla otlarından müteşekkil yemeklerinden, lokman hekim bitkileri ile sahip olduğu zengin mutfağından bahsetmeden duramayacağım. Belki Bursa değince aklınıza sadece İskender kebap geliyor olabilir, ama siz hiç Umurbey'in düdük hamurunu, cennet küngünü, zürbiyesini tattınız mı? Hey gidi Bursa'lı olduğumuz günler...

Derya hanımın yazısını bizlerle paylaşan Nazmiye hanıma, özlediğimi hissettiğim yeşil şehri hatırlamama sebep oldukları için teşekürler.
« Son Düzenleme: Ekim 24, 2008, 08:25:14 ÖS Gönderen: havina » Logged

Hayatın sırrı sızıda saklı.
seher vakti
Administrator
Forum Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 357



WWW
« Yanıtla #3 : Ekim 23, 2008, 06:47:02 ÖÖ »

Merhaba havina,
Bursa'nın bahsettiğin lezzetlerini tatmak nasip olmadı,anlaşılan tatmış olsaydık onları da zikretmeden geçemezdik. Eğer Bursa'ya bir daha gitmek kısmet olursa yemek listesine onları da ekleyeceğim:)). Zikrettiğin birçok yeri gidip gördüğümü,ancak hayalimde buğulandığını farkettim ayrıca. Umarım en kısa zamanda Yeşil Bursa'ya yeniden yolum düşer.
Logged

seher vakti
havina
Site Yazarı
Forum Yazarı
******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 428


« Yanıtla #4 : Ekim 23, 2008, 08:23:58 ÖÖ »

Sevgili Seher Vakti, inşallah hep birlikte gitmek ve görmek mümkün olur. Kim bilir belkide serinselvi yönetimi, "konusuna vakıf tarihçilerin rehberliğinde bu şehre bir gezi düzenliyoruz, buyrun" diyebilir. Hep sonraya bıraktığımız ama bir türlü 'sonraların' gelmediği güzel bir organizasyonla, sonralardan terfi ederek, önlere gelebilir, Yeşil Bursa'ya ziyaretimiz. Kim bilir? selamlar...
Logged

Hayatın sırrı sızıda saklı.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: