Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cervantes' den Hikâyeler  (Okunma Sayısı 182 defa)
giraysibel
Administrator
Köşe Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 677



« : Nisan 12, 2010, 12:31:26 ÖS »

Roman türünün babasından hikâyeler Miguel de Cervantes
MERYEM ALGAN

Don Kişot'un yazarı Cervantes'in Örnek Alınacak Hikayeler'i Kırmızı Yayınları'ndan çıktı. Hikâyeler, pikareskle modern edebiyat arasında salınan bir yapıda. Cervantes önsözde kitabın içinde "faydalı bir örnek çıkarılmayacak hiçbir hikayenin bulunmadığını" savunuyor.
Miguel de Cervantes Saavedra, çoğu edebiyat otoritesi tarafından edebiyat tarihinin ilk romanı sayılan Don Kişot'un yazarı olarak bilinir (bu fikre muhalif olanlar, ilk roman olarak Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'sunu gösterirler). Cervantes'in dehası, hikayenin başından sonuna kadar karakteri değişmeden kalan sevimli serserilerin yaşadıkları türlü olmadık serüveni konu alan pikaresk edebiyatı modern edebiyata taşıyan halkayı oluşturur.  Kırmızı Klasik Yapıtlar Dizisi'nden çıkan Örnek Alınacak Hikayeler de pikareskle modern edebiyat arasında salınan hikayelerinden oluşmaktadır.

    Cervantes önsözde kitabın içinde “faydalı bir örnek çıkarılmayacak hiçbir hikayenin bulunmadığını” savunur. “Madem ki bu hikayeleri büyük Lemos Kontu'na ithaf ediyorum, öyleyse onlarda da değerlerini yükseltecek bazı sırlar saklı olmalıdır”. Kitabın ismi aslında buruk bir alaycılığa işaret eder. Bizzat yazarın da bildiği gibi pikaresk edebiyat ders vermeyi değil eğlendirmeyi amaçlar.

 Ancak bu “bazı sırlar” olmasa ve Lemos Kontu bu eğitici hikayelerin yazarını himayesine almasa, Cervantes'in akıbeti belki de “Köpeklerin Konuşması” hikayesindeki simyacı, matematikçi, şair ve ekonomistle aynı olacaktır. Bu dört bilgin ve sanatçı, kendilerini koruyup kollayacak zengin bir asil bulamadıklarından eserleri güdük hayatları perişan olur ve bir hastane odasında talihsizliklerinden yakınarak ölümü beklerler. Hikayeler edebiyatta politik doğruculuğun p'sinin olmadığı güzel günlerden bir esinti gibidir. Orada Çingeneler “sanki dünyaya yalnızca hırsız olmak için gelmişlerdir”. Türklerin adalet sistemi “Bu barbarlar arasında, Kadı, bütün meselelerde yetkili hakimdi(r)”. Zaten yakışıklı ve “iyi” Türk Mahmut, sonradan “kiliseyle barışır”. Mağripliler “İspanya'nın güvesi, saksağanı ve gelincikleridir. Her şeyi elde eder, her şeyi saklar ve yutarlar”, “Çocuklarının eğitimi için bir şey yapmazlar, çünkü onların tek ilmi bizi soymaktır” (kitapta Mağripliler diye çevrilen kelime orijinal metinde “morisko” olarak geçiyor. Ki bu kavram Yahudiler için değil İspanya'da yaşayan ve sonradan Hristiyan olan Müslümanlar için kullanılıyor).

 Cervantes'in hikayelerinde politik doğruculuktan nasibini almayanlar sadece ırklar değil aynı zamanda kadınlardır. Evlenme teklifi alan bir kadın kendini malı mülkü ve “iyi yahni yapma” yeteneğiyle över: “Evde kahya, mutfakta hizmetçi ve salonda hanımefendi olmasını bilirim”. Bu mottonun günümüzdeki karşılığı malum. Bir erkek, karısı kaçan bir başka erkeği “o ayakları olan bir mal ve sizden kaçmış durumda. Onu aramak zorunda değilsiniz” sözleriyle avutur. Ancak yine de karşı tarafa söz hakkı tanınır. Sonradan Jane Austen'da mükemmelleşecek olan, çoğu evliliğin sevgiye değil ticarete dayalı oluşu, yine bir kadın tarafından basitçe ifade edilir: “Çünkü görücülerin dilinde dolaşmak, satılığa çıkmakla aynıdır ve her konuda uyum sağlamak için tarafların  kendilerinden daha iyi görücü yoktur”.

Çehov'un habercisi mi?

Örnek Alınacak Hikayeler, günümüz edebiyat okurunu tedirgin edecek pikaresk klişelerle dolu olmasına rağmen (tabii Türk korsanlar tarafından evinin bahçesinden kaçırılıp satılan İspanyol dilberleri, büyük deniz kazaları, bebekken kaçırılıp Çingene yapılan çocuklar ilginizi çekmiyorsa), “Köpeklerin Konuşması” ve “Sahte Evlilik” gibi modern edebiyata göz kırpan ve neredeyse Çehov'u andıran hikayeler de barındırıyor. Normal insanlar arasında yaşanan, gayet gündelik bir yanlış anlamanın gerçekçi anlatımıyla başlayıp da baş karakterinin deli olduğu bilgisiyle farsa dönüşen hikaye; sanatın aslında ne olduğuna dair bir önermeyle bitiverir. “Bu diyalog, sahte ve hiç gerçekleşmemiş olmasına rağmen, o kadar iyi yazılmış ki sayın teğmen, ikinci bir diyaloğa devam edilebilir”.

    Belki de bizzat Cervantes'in kaleminden, pikaresk edebiyatın özü budur: Sahte ve hiç gerçekleşmemiş olmasına rağmen o kadar iyi yazılmıştır ki, bir ikincisi daha yazılabilir… Aynı önermenin modern edebiyat içinde kullanılamayacağını kim söyleyebilir ki?
 
Kitap Zamanı


* cervan.jpg (4.88 KB, 110x130 - Görüntüleme: 5 kez.)
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: