Yanılsama “Sahneye çıkmadan önce bir kadeh şarap içer misiniz?” Kim sahnede, ben değil, O koltuklarında oturanlar sahnede. Hepsi beni izlediğini sanıyor, ben onları iziliyorum aslında. Ben değil biz, cüce de yanımda, sakat da. başkaları da. Ne cüce cüce aslında, ne sakat sakat, ne de ben deliyim, hatta köpek bile köpek değil. Sırtında iki kanat gördüğünüz, o da melek değil. Kim kim burada? Buradakiler yanılsama. Gerçek kim? Sahneden görünenler, hepiniz. Melek orada görüyorum. Görmüyorsun, o senin öyle görmeni istiyor. Biraz dikkatli bak, iki kanat mı aklını çelen? Cesaretin var mı, yaklaş, dokun kanatlara, yerlerinden çek. Belki de elinde kalacaklar. Kanatsız melek...
“Sahneye çıkmadan önce bir kadeh şarap içer misiniz? Ya cüce. Cüce cüce değil. Öyleyse neden kısa? Sen öyle görüyorsun. Herkes öyle görüyor, zavallı bir cüce o! Nerden anladın? Benden kısa. Senden kısa olanlar cüce mi? Cüce! Senden uzun olanlar? Bu sahnede benden uzun yok. Olabilirdi? Buraya “benden uzun olan yok” diye geldim. Tüm sahnedekileri bilemezsin. Ya varsa? Yok! Hepsini tanıyorum! Defalarca bu oyunu izledim. Defalarca aynı oyunu mu, deli olmalısın. Mutlu! Senden uzun var, baksaydın görürdün. Benden uzun yok! Yaklaş sahneye! Cücenin eteği niye kabarık! Bilemem, onun tercihi! Gerçeği görmek istiyor musun? Cücenin eteğini kaldır! Belki de dizlerinin üstünde duruyordur. Kim? Cüce! Dizlerinin üstünde...
“Sahneye çıkmadan önce bir kadeh şarap içer misiniz?” Ya sakat, sakat nerede? Melekle aynı karede. Melek ne kadar sakatsa, sakat o kadar melek! Melek sakat olamaz. Sakata da melekmiş gibi bak. Bakamam. Neden? İçim kaldırmaz. Onu sen sakat yaptın. Nasıl? Meleği melek cüceyi cüce yaptığın gibi. Gözlerini niçin meleğe çeviriyorsun? Meleğe bakarken meleğim. Sakata bak! Görmek istemiyorum onu! O senin bedenin. Benim bedenim olamaz. Neden? Nereden biliyorsun hanginizin normal olduğunu? Ya sakat sakat değilse? Onu görüyorum kolları yok. İyi bak kollarına, gerçekten yok mu? Yeterince baktım, melek nerede, neden sahneyi terketti, sakatla tek başıma kalamam. Yaklaş ona. Kollarına dokun! Belki de gömleğinin içinde saklıyordur kollarını. Kim? Sakat mı? Kolları gömleğinin içinde...
“Sahneye çıkmadan önce bir kadeh şarap içer misiniz?” Ya köpek. Korkuyorsunuz değil mi ona bakmaya? Uzağa gidin. En iyisi hiç yaklaşmamak. Gidin gidin daha uzağa, salonun ta gerisine gidin! Hatta arkadaki küçük odaya gizlenin! Koca salona o sahip olsun! Gitmezdik ama uzaktan bile bizi tehdit ediyor. Nasıl anladınız? Ya sadece korkunuzun üstüne tahtını kuruyorsa? Bir köpek her zaman tehlikelidir. Size göre öyle. Denediniz mi ona yaklaşmayı? Buradayım. Yanınızda! Korkmayın! Saklandığınız yerden çıkın yaklaşın, yaklaşın, yaklaşın. Bir adım bir adım daha. İşte yaklaştınız. Arkama gizlenmekten vazgeçin. Çıkın ortaya! Bakın ona! Kımıldamıyor bile! Yaklaşın! Yaklaşın! İyi bakın ona! Gözlerine bakın! Eğilin, eğilin! Biraz daha! Hala anlamadınız mı, kör bir köpeğe baktığınızı?
“Sahneye çıkmadan önce bir kadeh şarap içer misiniz?”
http://mediastudiesendicott.files.wordpress.com/2008/10/velazquez-las-meninas1.jpg