|
monaroza34
|
 |
« : Ocak 13, 2010, 02:16:34 ÖS » |
|
Eskiden sokaktan postacı geçerdi , şarkılarımız olurdu yol boyu postacının arkasında biliriz ki ilkokul şarkısıdır ve hepimiz severek öğrenmişizdir.. kim istemezki zarf içinde kendine ait söylenmiş bir kaç cümleyi okumak ..hele de edebiyatla , yazıyla haşir neşir olan birinin dostudur mektup.Artık herşey eskide kaldı..kartpostallar bile eposta yoluyla yapılır oldu. Nicedir kimse kimseye mektup yazmaz oldu,kartpostal yollamaz oldu. diyorum ki burada birbirmize kısacık da olsa mektuplar yazsak?
Sevgili serinselvi, Serinlikle gelmiştin ruhuma .Ne iyi etmişim de seni tanımışım.O gün bugündür esinti kaynağım oldun;bir gayret içerisindeyim.Efsunlandım sanki.Heyecanım sevincim oldun. Sanki okumasam kaçıp gidecekti .Edebiyatın tadı yazabilmenin hazzıyla bir güzel anlar senle olmak. Eminim burada seninle olan arkadaşlarımız da aynı düşüncededir. Yazıların gözbebeğime değiyor ben satırlar arasından kaybolurken . Sanma ki bu bir veda bekle beni.Seveceğim "Seni." Hoşçakal. Monaroza
Not;senin için küçük bir hediyem var kabul eder misin?
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 13, 2010, 02:57:02 ÖS Gönderen: monaroza34 »
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
|
nazmiye denizer
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 15, 2010, 12:40:13 ÖÖ » |
|
sevgili monaroza, bu sayfaya mektuba bir başlık açayım diye geldim. bir de ne göreyim siz benden önce başlığı açmışsınız hatta bir de bana mektup yazmışsınız. teşekkürler teşekkürler. elbette ki sizi canı gönülden yanıtlamak isterim monaroza fakat saat geceyarısını çoktan geçti ve ben bu saatte, okuyanın aklını başından alacak kadar güzel edebiyat yapamayacağım. o yüzden cevap hakkımı sonraya saklıyorum ve arkadaşların birbirine mektup yazmasını rica ediyorum. mektuplar doğrudan isime yazılırsa iyi olur. serinselvi bünyesindeki hassas beyefendiler ve hanımefendiler kendilerine yazılan mektubu cevaplamayacak kadar nezaketten uzak değillerdir eminim... sevgilerimle... Not: serinselviye yazdığınız mektup isim benzerliğinden yanlışlıkla bana geldi, bilgilerinize:))
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 15, 2010, 02:03:15 ÖÖ » |
|
Öylemii:)) gönlümden geçeni kalemim daha iyi biliyor  ) bu yanlışlık umarım sizi rahatsız etmemiştir. Nazmiye hanım,cevabınız beni çok mutlu etti ayrıca cevap hakkınızı da sabırsızlıkla bekliyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
gamzeli
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 113
|
 |
« Yanıtla #3 : Ocak 17, 2010, 11:00:17 ÖS » |
|
sevgili lidya, yine buhranlar içindeyim, neden söz verdik ki birbirimize "asla telefon etmeyeceğiz" diye. verdiğim bütün sözleri unutup telefonu açacağımdan korkmuyorum desem yalan olur. böyle dedim diye seni aramadığımı sanma. arıyorum, hem de hergün. Ama önce telefonu kapatıyorum sonra numaranı çeviriyorum. sahi lidya ne yaparsın ararsam? anlaştığımız gibi tüm ilişkimizi bitirir misin? senin için endişelenmesem bunu bile göze alırım inan. sevgili lidya ilk buluşmamızda bu konu üzerine bir açıklık getirmek şart. birbirimizden haber almanın bir çaresini bulmalıyız. şu an yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyorum. neden yılda bir kez, “o da sadece bir gün” buluşacağız diye anlaştık ki? bir yıl nasıl zor geçiyor bilemezsin. bu beşinci buluşmamız olacak ama daha birbirimizin hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. beş yılda beş gün. ortak evimizin duvarları kapalı kalmaktan küf tutmuştur şimdi. sevgili lidya kimsin sen? birden hayatıma girdin, hakkında hiçbir şey söylemedin. bana da söyletmedin tabii. dünyanın birbirine en tutkun iki kişisi birbirini hiç tanımıyor, komik değil mi? mesela çocukların var mı ya da evli misin bilmiyorum. ya da sabahları nasıl uyanırsın, nerde çalışırsın, neyi seversin ya da neyi sevmezsin hiç bir fikrim yok. beni merak etmedğini söylüyorsun, buna şaşmamak mümkün değil. ne dersin lidya biz birbirimizi değil de aramızdaki bilinmezi mi seviyoruz yoksa? sırrımız çözülse ortada aşk falan kalmayacak mı? aralığın yirmi biri, seninle buluşma günümüz. şartlar ne olursa olsun orada olacağız. saat sekizde tren istasyonunun yanındaki evimizde. tam dediğin gibi... ya gelmezsen! ne demiştin, "eğer birimizden birimiz gelmezsek diğerimiz onu aramayacak. çünkü "öldü" diye düşüneceğiz gelmeyeni" fakat lidya her seferinde gelmeyeceksin diye korkarak yaşamak delirtiyor beni. geçen yıl olanları hatırla, yarım saat geç gelmiştin de çılgına dönmüştüm. düşünsene, soracak kimse yok, arayacak kimse yok, felaket gibiydi. ne dersin lidya, bu buluşmamızda bazı kararlar alalım mı? mesela bize birşey olursa haber verecek bir dost bir arkadaş bulmak gibi. ya da yılda dört kez birer hafta buluşmak gibi... mektuplarım epeyce birikti . fakat lidya onları sana buluştuğumuz an vermeyeceğim. o bir günü de mektup okuyarak geçirmek istemiyorum. onları ayrılırken vereceğim sana, istersen okursun... işte böyle sevgili lidya, aralığın yirmi biri, daha üç ay var buluşmamıza... kırmızı mantoyla köşeden çıkışını düşlüyorum, soğuktan moraran ellerini oğuşturarak üstündekileri çıkarışını... sanki "senede bir gün" değil de bir ömür burada birlikte yaşıyormuşuz gibi sağa sola eşyalarını atışını... yani her halini düşlüyorum lidya...
tam zamanında gel olur mu...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 18, 2010, 03:47:03 ÖS Gönderen: gamzeli »
|
Logged
|
|
|
|
|
|
gamzeli
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 113
|
 |
« Yanıtla #5 : Ocak 18, 2010, 05:41:02 ÖS » |
|
evet giraysibel "senede bir gün" sadece şarkı değilmiş meğerse. benim gönlümde de açmadan solan senede bir günler varmış farkında olmadığım:) manalı yorumun için teşekkürler...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #6 : Ocak 18, 2010, 08:07:59 ÖS » |
|
bana bir mektup gelecekti arkadaşlar haberiniz var mı ? gözüm yollarda kaldı.sen gelmez oldun?  ((
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
|
nazmiye denizer
|
 |
« Yanıtla #7 : Ocak 18, 2010, 11:48:12 ÖS » |
|
sevgii monaroza size bir cevap yazılmış. ama yetersiz diyorsanız bence yanıt almanın en kolay yolu doğrudan birinin adına yazma:) eminim burada kimse kendisine yazılan bir mektubu yanıtlamayacak kadar nezaketsiz değildir:))
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #8 : Ocak 18, 2010, 11:59:46 ÖS » |
|
 ) ay aman allahım .. bu inceliği farkedemedim beeen  üstelik de ne çok üzüldüm bilemezsiniz.. mektubu beğenememek hele hele yetersiz görmek ne demek hiç olur mu öyle şey. o kadar hisli bir mektup ki niçin niçin diye dönüp dururken, mektupki efkarı yaşıyordum bende . çok teşekkür ederim sevgili gamzeli, nazmiye hanım siz de beni uyandığınız içinsize de çook teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
gamzeli
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 113
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 19, 2010, 02:27:16 ÖS » |
|
heyyyy ortada bir yanlışlık var. ben lidyaya sevgilisinden gelen mektubu yazdım:) monaroza size mektup yazan serinselvidir. dikkatinizi çekerim:)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #10 : Ocak 20, 2010, 02:33:29 ÖÖ » |
|
sevgili gamzeli sizin yazdığınız mektubun içerinin farkındayım.  ) bende mektup bekledğimim için oradaki heyecana benzer bir heyecan vardı o anlamda söyledim  nazmiye hanım bu konuya cevap verdiğiniz için söyledi. sizin adınıza bir mektup var dediği için ben de farkedemedim diye hayıflandım yoksa yanlış analşılmasın da :)serinselvinin yazısını burada göremedim henüz .
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
gamzeli
Yazar

Offline
Mesaj Sayısı: 113
|
 |
« Yanıtla #11 : Ocak 20, 2010, 12:37:39 ÖS » |
|
sevgili monaroza size de bir mektup yazarım er geç, bekleyin ve de yanıtını düşünün. ben öyle her mektuba mektup demem bilmiş olun:) monaroza adını almak kolay mı? şiir gibi bir mektup yazmanız şart:) sevgilerimle...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #12 : Ocak 20, 2010, 04:25:29 ÖS » |
|
eyvah eyvahh..  ))
|
|
|
|
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
|
zeynep tuna
|
 |
« Yanıtla #13 : Şubat 03, 2010, 12:24:52 ÖÖ » |
|
Sevgili Verdan, Sen bu mektubu aldığında ben tüm yazdıklarımı bir sandığa kilitleyip denize atmış olacağım. Bu yüzdendir ki mektubu alır almaz buraya koşmanın hiç bir anlamı yok. Sen gelmiş olsan bile tüm yazdıklarım deniz aşırı yolculuğunun yarısını çoktan tamamlamış olacaklar. Sevgili Verdan, onları bir sandığın içinde kilitli düşünebiliyor musun? Kilitliler işte. Onlarla beraber tüm mazim de kilitli. Peşimi bırakmadılar bir türlü. Onlar durdukça sabıkam damgalanmış satırlarda izimi sürüp durdu. Hala küçücük bir çocuğum, hala babam ölmüş, hala yetimhanedeyim, hala kaşım patlamış, hala aptal bir aşığım ve hala hor görülüyorum. Onlardandan kurtulmadığım sürece de bu böyle devam edip gidecekti. Sandığa yerleştirirken onları şöyle bir baktım da, ne yaptıklarından utanıyorlardı, ne de pişmanlardı. Öfkemden deliye döndüm bir an fakat sonra düşündüm de belki de haklıydılar. Ben biriktirmeseydim, onlar birikebilirler miydi böyle istedikleri gibi. Bugün kurtuluyorum onlardan. Tıka basa doldurdum sandığın içine. Kilitlemek için üzerine bile oturdum. Henüz kaç yaşındayım ki ben? Kırk bile değil. Ne zaman yazdım bir sandık dolusu yazıyı şaşırmamak elde değil. Sevgili Verdan, görmelisin bendeki çabayı, küçücük bir not bile bırakmadım evde. Dolapları, çekmeceleri, hatta yatağın altını bile aradım yazılmış bir kırpıntı kalmasın diye. Sandığı da çok sağlam bir şekilde kilitledim. Onu bulsalar bile asla açamazlar. Kırmayı deneseler, o da imkansız, kırılmaz kiit taktım. Yani Sevgili Verdan bundan sonra benim ne kırkıncı odam olacak , ne etrafa kötülükler saçılacak. Onların sudan şişmiş, mürekkepleri kara bir lekeye dönüşmüş halini düşünüyorum da "yazgıları böyleymiş," diyorum kendi kendime. Daha dün biliyorlar mıydı sandığa gireceklerini, yada ben biliyor muydum onları yok edeceğimi? Her ikisi de oldu işte. Sandığı attıktan sonra evde kalem kağıt ne bulursam yakacağım. Sen şimdi bana dersin ki "niçin yazılarını yakmadın da bir sandığa kilitleyip denize attın?" Sevgili Verdan yakmanın hükmü beş dakika! Izdıraplı olsun dedim sonları. Çıkmaya çalışsınlar çıkamasınlar, nefes almaya çalışsınlar alamasınlar, birbirlerine düşman olsunlar içerde, birbirlerini öldürerek yok olsunlar. Sevgili Verdan mektubumu bitiriyorum. Son kalemimi de sana yazdıklarımın üzerinde kırıyorum. Sana "gelme" dedim ama gelirsin biliyorum. Oradan burası gemiyle üçgün. Mektubum ancak bir haftada elinde olur. Belki de benim sandığım bu süre içinde sizin kıyılara vurmuş bile olabilir. Şöyle büyük kilitli siyah bir sandık. Tabii sizin oralara gelene kadar biraz rengi griye yaklaşmış olabilir. Üzerinde üç büyük işaret var. Vida, kuş, kalem. Vida kilidin altında, kalem kuşun ağzında. Hemen tanırsın... Dedim ya açılmaz kilit diye, ne açmayı dene ne almayı. Kıyıya vurmuş olsa bile dönüp bakma. Seni bilirim onu görürsen açmadan duramazsın. Tekrar ediyorum, Büyük kilitli siyah bir sandık. Üstünde vida, kuş, kalem işareti var. Vida kilidin altında, kalem kuşun ağzında, hemen tanırsın onu... İster misin içine hiç su girmemiş olsun, olduğu gibi duruyor olsunlar...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 04, 2010, 10:42:07 ÖS Gönderen: nazmiye denizer »
|
Logged
|
|
|
|
|
monaroza34
|
 |
« Yanıtla #14 : Şubat 03, 2010, 03:07:06 ÖÖ » |
|
Sevgili Gamzeli... Önce ellerim üşüdü..Sonra yüreğim üşüdü.. Üşüdü penceremin önündeki kumru .Onun bakışlarından yazmayı ne çok istemiştim kaç gündür uğradığı yok. Yazarken parmaklarım titriyor.. onu çok merak ediyorum. Biliyormusun şu sıralar çok elektirik gidiyor ve aramıza mesafeler de üşüyor .. Ben üşüdükçe korkuyorum. Geçenlerde yolum düştü sahilin tepelerine .. Martılar şehre akın etmiş serin bir havada Az daha omuzlarıma konacaktılar.. Seslendim onlara;benim sayfalarımdan mı kaçıp geldiniz buraya ..Daha bir aşka gelip havalanıp durdular gökyüzünde görsen o kadar neşelilerdi ki; sanki bir muştu verir gibi senin görmediğim ama neşeli hayalin canlandı gözümde .Orada benimle olmalıydın . Eminim çok keyif alırdın.Sahi sen hiç martıyla konuştun mu ? Meğer bu şehrin en güzel hikayesi martıların köşesinde saklıymış.Her gelip geçen kulağına bir söylermiş.Ben seni anlattım geçen gün işte .O kadar hoş bir yüzü vardı ki .. Dinledi beni dostane .. Zemheri karanlıktı zaman nasıl da çabuk geçivermişti.. Yağmur hala düşüyordu toprağa ama ben mutluydum.İçim rahattı. Ellerinde küçük simit parçalarını savururken göğe doğru bir kadın aslında içindekileri de saklı tutsun istermiş.Deniz yutarmış bütün sırrı martıdan önce oysa ;martı bilirmiş ki gönlü geniştir denizin ,acıyı bastırırmış bağrına. Lütfundandır bu onun bilirmiş martı. İ.şte böyle gamzeli martının neden denzini çok sevdiğini kaçıp gitse de başka kapısnın olmadığını o gün anladım. Şimdilik Hoşçakal..
Monaroza
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 03, 2010, 11:14:16 ÖS Gönderen: monaroza34 »
|
Logged
|
"zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
|
|
|
|