|
havina
|
 |
« : Kasım 18, 2011, 11:10:28 ÖS » |
|
Metinlerarası Okur (fr. lecteur intertextuel)
Her yazınsal çözümlemede okuma sorununun temel olduğu düşüncesini benimseyen, okumaya ve çözümleme nesnesinin algılanmasına büyük önem veren Riffaterre metinlerarası tanımını da bu doğrultuda yapar: "Metinlerarası, okurun kendinden önce ya da sonra gelen bir yapıtta başka yapıtlar arasındaki ilişkileri algılamasıdır. Öteki yapıtlar ilk yapıtın metinlerarası göndergesini oluştururlar. Bu ilişkilerin algılanması öyleyse bir yapıtın yazınsallığının temel unsurlarından birisidir. " Bir yazınsal metin ile öteki metinler arasındaki ilişkiler okurca algılanmadıkça gerçekleşmez. Özel bir metin ile metinlerarası gönderge arasındaki ilişkileri okur kurduğuna göre, metinlerarası gönderge, "okumaya başlar başlamaz belleksel çağrışımlar uyandıran metin" olarak kendini belli eden belirsiz bir bütündür. Metin bir dizi belirsiz, gizli örnekçelerle genişler. Bu örnekçeler önceden var olan metinlerdir. Okur bu örnekçelerden yola çıkarak yaptığı okuma ile metnin anlamsallığına ulaşabilir. Bir şiir metni yaratılırken ya da okunurken hep onun dışında ancak onun anlaşılmasına büyük katkıda bulunan bir dış gönderge araştırılır. Okur, okuduğu metin ile anımsadığı öteki metinler arasında belleksel bir eytişim kurar, metinler arasında ilişkiler kurarak okuduğu metnin doğasını daha iyi sezer. Bir metinde metinlerarasının varlığını algılayamamak, metnin yapısını tam olarak çözememek anlamına gelir. Bu amaçla iki tür okurdan söz eder: bir yandan bir metinlerarası göndergeyi olabildiğince doyurucu yorumlayıp anlamını çıkarabilmek için, küçük bir ayrıntıdan yola çıkarak onun tam olarak hangi metne gönderdiğini kolaylıkla bulabilecek, Eizeweing'in deyişiyle, "bilgin", "dâhi", sonsuz bir ekinsel birikim sahibi okurlardır. Bu tip okurların bellekleri metinlerarası göndergelerin bulunmasında aşırı derecede önemli rol oynar; öte yandan, aşırı bir ekinsel birikimi olmayan, dolayısıyla metinlerarası bir izi tam olarak yorumlayamayan ya da metinlerarası göndergenin ayrımına tam olarak varamayan sıradan bir okurdan. Öyleyse ister tek bir beti, izlek ya da sözcükten yola çıkarak kurduğu metinlerarası yaklaştırmaların, sonunda daha çok öznel bir çözümleme izlenimi veren Riffaterre'in yönteminin uygulamasını yapabilecek "bilgin" okur, isterse olağanın ötesinde böyle bir ekinsel birikimi olmayan sıradan bir okur söz konusu olsun, sonuçta her metinlerarası yaklaşımda, bir dizi metinlerarası gösterge ya da belirti yardımıyla, bir gönderge, bir alıntı, bir anıştırmanın yorumunun yapılıp anlamının çıkarılması en azından belli alanlarda ya da yazarlar konusunda uzmanlaşmış bir okurun katılımını gerektirir. Bir metindeki her tür göndergenin anlaşılması okurca belli bir çabayı zorunlu kılar. Metinlerarasını bir "okuma etkisi" olarak niteleyen ve algılanması ve yorumlanması için büyük ölçüde okurun belleğine ve ekinsel birikimine gereksinim olduğunu öne süren Riffaterre'in düşüncesini pek çok kuramcı paylaşır. Bir yapıtta metinlerarasının "iz"lerini saptamak ve anlamlarını çıkarmak kuşkusuz iyi bir ekinsel birikime sahip okura düşer. Metni metinlerarası bir görüngüde ele almak okurun da katılımına gereksinim duymak demektir: "Metinlerarasının algılanması, yazınsal dilin çözümlenmesi belli bir edinci gerektirir, bu da ancak çok sayıda metin kılgısıyla edinilebilir." Jenny'nin de söylediği gibi, metni, metinlerarası bir görüngüde okumak belli bir edince sahip bir okurun varlığını gerektirir. Bir alıntının ya da anıştırmanın anlamını, bağlı oldukları bağlama göre, geldikleri köken metne dönerek, okur araştırır. Metinlerarası okuma sırasında, okurun bir metinde, başka metinlere ait olan izleri bulup çıkarması yetmez, onları yorumlaması, anlamlarını açığa çıkarması gerekir. Okur yarım ya da kapalı olarak bildirilen ayrışık unsurları algılayıp yorumlayarak metinlerarası göndergenin anlamını ve ait olduğu düzgüyü açığa çıkarır.
Prof. Dr.Kubilay Aktulum
|