|
serinselvi
|
 |
« : Aralık 16, 2010, 11:04:24 ÖS » |
|
Denemeye var mısınız? İşte ilk on kelime:
acımak kapı soğuk eşarp ahşap tornavida karışmak hayal araba memnun
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Niyazi SANLI
|
 |
« Yanıtla #1 : Aralık 16, 2010, 11:36:44 ÖS » |
|
Günden güne içimdeki acımak duygusunu kaybetiğimi hissediyorum. Tokmağına dokunduğum büütn dost kapılarından acıyla kıvranarak döndüm zira. Dost sıcaklığını bir zehmeri soğuğundan yitirdiğimden beri hayatı biriktirmeyi bıraktım artık. Yaşadığım her şey yaşanılan mekan ve zamanda yeni doğan birçocuk gibi ölüp kalıveriyor. Hayalimde canlanan dostluklarım mekanik ve soğuk bir arabaya binip hayal ülkesine gittiler sanırım. Bir bakıma bundan memnun olduğumu söyleyebilirim; zira sırtımdaki yükün hafiflediğini hissediyorum. Ne kimseye karışıyorum ne de kimseden bir beklentim var. Mecbur kalmadıkça kimseyle görüşmüyorum. Bir tornacının tornavidayla arabayı karıştıırp tamir etmeye çalışması gibi ben de kendi ruhumu didikleyip duruyorum ve yaralarımı sarmaya çalışıyorum. Hani şu dostların açtığı yaralar. Elbette yalnız kalmaktan da korkuyorum; bir gün sıcak birgönül bana ipeksi bir eşarp yumuşaklığında el uzatırsa kalbimi ona açacağım...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
giraysibel
|
 |
« Yanıtla #2 : Aralık 16, 2010, 11:40:00 ÖS » |
|
Harika olmuş hocam, elinize sağlık.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Niyazi SANLI
|
 |
« Yanıtla #3 : Aralık 16, 2010, 11:46:02 ÖS » |
|
Yavaş yavaş:) Slowly, potihonki:) İnşallah maşallah barekallah:)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
giraysibel
|
 |
« Yanıtla #4 : Aralık 17, 2010, 12:52:31 ÖÖ » |
|
Beğensek bir türlü beğenmesek başka. Fesüphanallah! 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Molla Kassam
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 48
|
 |
« Yanıtla #5 : Aralık 17, 2010, 01:10:38 ÖÖ » |
|
Zemheri soğuklarını yaşıyorum burada, tüm yalıtım önlemleri ve gürül gürül yanan kalorifer peteklerine rağmen. Beni üşüten bu ahşap binanın kapalı sistemine hapsolmuş taneciklerin trafiğe takılmış gibi kıpırdamıyor oluşu mu, yoksa güneşle tartılması seza “bi misl u beha” şehirden bulutlar altında bilmem kaç bin fersah uzak oluşum mu?
Bedenimin dışa açılan kapısının menteşeleri midir beni titreten yoksa üşüyen, kırağı darbesiyle pörsümüş ruhum mu? Eşarbımı sardığımda ne kadar ısınabilirse düşüncelerim, yazın kavurucu sıcağı o ölçüde ısıtabilir içimi. Mevsimlerim karışmış birbirine, muhitimin başkalaşması gibi. Hayalimdeki şehrin şafaklarını duvara kalemle değil tornavidayla kazıyorum. Bir araba dolusu bahane var mutlu olmak için ama ben O’suz memnun değilim.
|
|
|
|
|
Logged
|
Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme Seni sigaya çeker bir Molla Kassam gelir...
|
|
|
|
NAGAS
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : Aralık 17, 2010, 10:31:33 ÖS » |
|
Kadının biri işte ne bileyim Hayatının başkalarının acımasıyla geçtiği besbelliydi Bütün kapıların suratına kapanmış gibi baktığı soğuk ve anlamsız gözleri Tiftiklenmiş bir mavi eşarbı vardı Ahşap saplı şemsiyesini Kaslı ve terli bir işçinin elindeki tornavida gibi sımsıkı tutuyordu En çok ikide bir karıştırdığı ceplerinde ne olduğunu merak etmiştim Birbirine karışmış şeyler çıkartıyordu Bir mendil bir kağıt veya eski günlerini hayal ettiren bir resimdi belki aradığı Yoldan gelip geçen arabaların camlarına yansıyan silüeti titrek bir mum alevi gibiydi Açlığı ve üşümüşlüğüydü tüm derdi Tuttular iki kolundan yalnızların kalabalıklığına götürdüler Sahte mutluluklarımız ve memnuyetsizliğimizden utandım
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
serinselvi
|
 |
« Yanıtla #7 : Aralık 17, 2010, 10:57:23 ÖS » |
|
Niyazi Hocam, Molla Kassam, Nagas katılımlarınız için çok teşekkürler. Ne hoş çalışmalar çıktı kalemlerinizden, keyifle okuduk hepsini. Bu güzel bir yöntem galiba, ne dersiniz? Eminim başka arkadaşlar da paylaşacaklardır bu on kelimenin onlara yazdırdıklarını. Merakla bekliyoruz.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
giraysibel
|
 |
« Yanıtla #8 : Aralık 17, 2010, 10:59:15 ÖS » |
|
TORNAVİDA
Tornavida, ekip otosunun içinde mahalleye girince ortalık ayağa kalktı. Kadınlar cama, çocuklar arabanın etrafına üşüştüler. Kahvenin daimi müdavimleri ve yalnızca o gün için sabahtan bu yana damalı örtüler üzerinde pişpirik oynayanları da kendilerini dışarı atıp, polis otosunun ardına düştüler.
-Ortalık karışmasın amirim.
-Bir şey olmaz. Bunlara gün doğdu şimdi, beleşe film seyredecekler ya... Ne oldu tornavida korktun mu? Ulan sizin gibileri de korumamız gerekiyor ya, hay ben böyle işe..
Polis otosu metruk ahşap evin önünde durunca peşindeki kalabalıktan koyu bir yuuh sesi yükseldi. Tornavida, başını biraz daha gömdü omuzlarının içine.
O güne dek, bir karpuz iriliğindeki başını güçlükle taşıyormuş hissi veren cılız gövdesi yüzünden ona Tornavida demeyi garipsemeden kabul eden komşuları, bugün bu ismin hikâyesini dibine dek öğrenmişlerdi ve şu anki kızgınlıkları da muhtemelen bunca zamandır içlerinde yaşayan bu uslanmaz hırsızdan zerre şüphe etmemiş oldukları için kendilerineydi.
Belki de hiçbir zaman öğrenemezlerdi Tornavida' nın gerçek hikâyesini ama ne olmuşsa olmuş adam o gün hiç yapılmayacak işi yapmış, tutmuş kendi mahallesindeki bir evi soymaya yeltenmişti. Üstelik soymaya kalktığı ev yaşlı bir karı kocanın bir kuru emekli maaşıyla çevirmeye çalıştığı, hırsızların bırak bir şeyler çalmayı, bu gibi soğuk havada azıcık ısınmak için kapı eşiğine bile sığınmayacakları türden bir evdi. Tornavida o akşam hakikaten çuvallamıştı.
-Ülen ne aradın bu viranede, acemilik desem, sabıka kaydın on ciltlik ansiklopedi olur...
Biraz daha büzüldü Tornavida' nın cansız omuzları. Bir şey diyecek gibi oldu, vazgeçti.
-Eceli gelen köpek, dedi diğer memur, cümlesinin kalanı kalabalığın gürültüsü içinde yitip gitti.
Ahşap kapıdan içeri girdiklerinde Tornavida’ nın dizleri kesilir gibi oldu. Vücudunu koluna giren memura iyice yaslayıp güçlükle iki adım attı.
Rutubet kokulu oda o akşamdan taşıdığı izlere rağmen, derli topluydu. Zaten o gece olan bitenler bir şimşeğin çakması kadar hızlı ve düşen bir yıldırım kadar yakıcıydı odadaki üç kişi için. Şimdi o üç kişiden geriye sadece Tornavida kalmıştı, sırtındaki yirmi yıllık illegal yüküyle. Söyleyecek çok şeyi vardı ya, ah bir de derdini anlatmaya yüzü olaydı.
Köşedeki eski divanın üzerinde solmuş bir eşarp öylece duruyordu. Tornavida uzanıp alacak gibi oldu eşarbı eline, cesaret edemedi sonra.
-Nasıl oldu anlat, dedi savcı.
İki yaşlının gözlerinin önünden hiç gitmeyen hayalini mi anlatacaktı şimdi? Soğuk gecelerde birbirine sokulup uyuyan sokak çocuklarından başlıyordu bu hikâye;
-Anlatmaya değmez, dedi.
-Uğraştırma bizi, anlat hadi. Akşama kadar senin keyfini mi bekleyeceğiz burada?
Yok, kimse acımasındı, hem zaten bu saatten sonra ona kim inanırdı? Bir an şimdi şu odada bulunan herkesi memnun edecek bir hikâye anlatmayı düşündü, ama takât yetiremeyecekti buna da.
-Anlatmaya değmez, dedi tekrar, gözleri solmuş eşarpta.
-Ne bakıp duruyorsun buna, dedi komiser. Hırsla kaptı eşarbı, havalanan eşarpla birlikte yere iki fotoğraf düştü. Tornavida bakakaldı komiserin yüzüne, adam eline aldığı fotoğrafları evirdi çevirdi, savcıya dönüp gülerek;
-Yahu, dedi çirkin bebek olmaz derdim ama şu fotoğraftakine baksana bir, sanki koca bir karpuzu alıp, altına da bacak diye bir çift kürdan batırmışsın… Tövbe, tövbe…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
NAGAS
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : Aralık 17, 2010, 11:58:16 ÖS » |
|
Bence bir disiplini olmalıydı çünkü istediği kadar yazabilen ve sırasına aldırmayan birisi eninde sonunda zorlanmadan kelimeleri oturtacak bir yer bulur sonuçta 10 kelime sırayla ve 10 satır olsaydı örneğin ortaya çıkacakların daha anlamlı ve değerli olacağını değerlendiriyorum sevgilerle
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
giraysibel
|
 |
« Yanıtla #10 : Aralık 18, 2010, 12:16:24 ÖÖ » |
|
Acıma duygunuzu sömürüyorum evet. Çaldığım her kapının ardında gülümseyen yüzlerin karşıma çıkmayacağının da farkındayım. Soğuk bakışlarınız, suratıma kapattığınız kapılardan daha fazla yakıyor canımı. Evet, zaman kötü ve kimse karşısına çıkan hırpani kılıklı bir yabancıya ipek eşarp yumuşaklığında gülümseyemez artık. Ve sırf bu yüzden kapılarınız ahşap yerine çelik gövdeli, kalpleriniz gibi. Sürgünün elverdiğince uzattığınız bakışlarınız sakladığım tornavidayı arıyor güvensizce gözlerimde. Eminsiniz bir tecavüze yeltenecek olsam karşı komşunuzun olacaklara karışmayacağından. Ama, ben yine de bir hayalle dikiliyorum karşınıza her keresinde. Bir araba dolusu ezberlenmiş dert doluyorum dilime kimi eksik kimi fazla. Belki beni memnun ederken siz de verdiğiniz her kuruştan hoşnut olursunuz diye.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
semra topçu
Semra A.Topçu
Administrator
Yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 172
|
 |
« Yanıtla #11 : Aralık 18, 2010, 12:49:16 ÖÖ » |
|
Disiplinse disiplin:)) 10 satırda 10 cümle:) olmuş mu bence olmuştur hocam:)) Sibelim coştun bu akşam, bana yazamıyorum deme bir daha dinlemem seni:)) çok öpüyorum..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
semra topçu
Semra A.Topçu
Administrator
Yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 172
|
 |
« Yanıtla #12 : Aralık 18, 2010, 01:06:55 ÖÖ » |
|
Ahşabın sesi Ahşap zemin sanki hep geceyi beklerdi, herkesin suskunluğunu… Geçkince yaşlı bir kadın gibi inleyerek sızlanırdı. O gece de öyle sandım. Yalnız, saat tam 12 yi vurduğunda, aralık kapımın önünden, bu defa sivri topuklarını vurmadan, hızlı ama ürkek adımlarla geçtiğini duydum. Sanki adımlarında bir şey saklıyordu. Parfümü her zamanki gibi kapı aralığından odama sızmıştı. Kokuya doğru yürüdüm. Kapıyı elimin tersiyle ittirdim. Ahşabın üzerindeki şeyi eğilip aldım. Okyanus mavisi şifon eşarbı avuçlarıma sığdırdım, kokusunu içime… Acı bir fren sesiyle irkildim. Soğuktan buğulanmış camı elimin tersiyle siliştirdim. Yolun sağından hızla kalkan arabanın farları önce gözümü aldı. Sokağın içinden geçerken arabayı sürenin kadın olduğunu gördüm. Biliyordum bu kadın o kadındı. Kokusunu, eşarbını ve korkulu adımlarını bu eski evin sahanlığında bırakan o kadındı. Sahanlıktan gelen iniltiye yöneldim. sesin nerden geldiğini anlamaya çalışıyordum. Odaların önlerinde tek tek durdum. Benden sonraki üçüncü odaya yaklaştığımda iniltiler artmaya başladı. Kapıyı tıkladım, boğuk bir ses yardım diyordu. Kapının kolunu çevirdim açılmadı. Ya kilitli ya da kilit bozuktu. Kapının dilinin olduğu yeri zorlayarak açtım. Karanlıktı. Kan kokusu içimden geçti. Düğmeye bastım yanmadı. Dış kapıyı araladım, loşlukta, yüzü bembeyaz kesilmiş hayali bir adam kanepede mıhlanmış gibiydi. Kan bileğine doğru sızıyor, sehpadan halıya damlıyordu. Gözüm loşluğa alışmaya başlamıştı ki birden adamın eli gözümde büyümeye başladı. Elinin tam ortasına geçirmiş tornavidayı. Nasıl bir olaya karışıyordum. Adam acıyla memnun memnun bakıyordu. Hak ettim der gibi…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
NAGAS
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #13 : Aralık 18, 2010, 04:45:04 ÖÖ » |
|
Sibel Hanım yazdıklarımdan sonra bir açıklama yapmadan yazmış olduğunuzdan şunu anladım Çocuk oyuncağı bak yazıverdim işte Oysa ben kimse yazamaz demedim herkes bir zorunluluk içinde yazarsa daha anlamlı olurdu dedim Bir açıklama olmadığı için bu anlamda ilk yazdığınız benim için daha anlamlı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
giraysibel
|
 |
« Yanıtla #14 : Aralık 18, 2010, 11:41:11 ÖÖ » |
|
Konuyu serinselvi başlattığı için öneriniz üzerine bir şeyler söyleyecek kişinin de o olması gerektiğini düşündüm.
Ama, şahsen "disiplin" önerinize teşekkür etmek isterim. Bence, önerinizin içeriği , bunu aktarmadaki göz ardı edilemeyecek denli teşvik edici üslubunuz kadar dikkate alınmaya değerdi.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 18, 2010, 11:43:21 ÖÖ Gönderen: giraysibel »
|
Logged
|
|
|
|
|