Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SİMYACI / PAULO COELHO  (Okunma Sayısı 181 defa)
esra_tde_
Yazar
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 176



« : Ocak 10, 2010, 09:43:23 ÖS »


Delikanlının adı Santiago idi. Sürüsüyle birlikte eski, terk edilmiş kilisenin önüne geldiğinde güneş batmak üzereydi. Kilisenin çatısı çoktandır çökmüş, bir zamanlar ayin eşyalarının konulduğu yerde kocaman bir firavuninciri büyümüştü.

Delikanlı geceyi burada geçirmeye karar verdi. Bütün koyunlarını yıkık kapıdan içeri soktu. Koyunların, geceleyin kaçmalarına engel olacak şekilde, kapıya birkaç tahta koydu. Bu bölgede kurt falan yoktu; ama bir keresinde bir kaçak koyunu bulmak için, ertesi gün bütün gün dolaşmak zorunda kalmıştı.

Yamçısını yere yayıp üzerinde uzandı, okuyup bitirdiği kitabı yastık olarak başının altına koydu. Uykuya dalmadan önce, artık daha kalın kitaplar okuması gerektiğini düşündü: Okunmaları daha uzun sürer, geceleyin de daha rahat yastık olurlardı.

Uyandığında ortalık hâlâ karanlıktı. Yukarıya baktı, yarı yarıya yıkılmış çatının arasından parıldayan yıldızları gördü.

'Biraz daha uyusaydım.' diye düşündü. Bir hafta önceki düşü tekrar görmüş, gene sonunu getiremeden uyanmıştı.

Kalktı, bir yudum şarap içti. Sonra değneğini eline alıp hâlâ uyumakta olan koyunları uyandırmaya başladı. Hayvanların çoğunun tıpkı kendisi gibi uykudan hemen sıyrılıp uyandıklarını fark etti. Sanki gizemli bir güç, iki yıldır, yiyecek ve su peşimde kendisiyle birlikte bütün ülkeyi dolaşıp duran koyunların yaşamına bağlamıştı yaşamını. 'Bana öylesine alıştılar ki, saat düzenimi biliyorlar,' dedi kendi kendine alçak sesle.

'Bir an daldıktan sonra, tersi de olabilir,' diye düşündü: Hayvanların saat düzenine belki de kendisi alışmıştı.

Gene de, uyanması geciken koyunlar da vardı. Adlarını söyleyerek sopasıyla birer birer hepsini uyardı. Söylediklerini koyunların anlayabildiğine her zaman inanmıştı. Bundan dolayı, kendisini etkileyen kitapların bazı bölümlerini kimi zaman onlara okur; kimi zaman da kırlarda dolaşan bir çobanın yalnızlığından ya da yaşama sevincinden söz ederdi onlara; kimi de uğramayı alışkanlık hâline getirdiği kentlerde gördüğü son yeniliklleri anlatırdı.

Ama, önceki günden bu yana, dört gün sonra varacağı kentte yaşayan genç kızdan başka bir konuşma konusu açmamıştı. Bir tüccarın kızıydı söz konusu olan. Önceki yıl, yalnızca bir kere gelmişti buraya. Tüccarın bir kumaş mağazası vardı; alacağı mal konusunda aldatılmamak için, koyunların gözünün önünde kırkılmasını istiyordu. Bu mağazayı ona bir arkadaşı anlatmış, çoban da sürüsünü oraya götürmüştü. (...)
Logged
monaroza34
Forum Yazarı
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 258



« Yanıtla #1 : Ocak 11, 2010, 01:52:52 ÖÖ »

Simyacı .. Ben çok etkilenmemiştim .o dönem bir kaç kitabı bir arada okuyordum ondan mı diyeceğim ama değil.her ne kadar ün salsa da kitap daha farklı bekleyişler içersindeydim. keşke okumasaydım dediğim kitaplardan bir tanesi.
Logged

"zambaklar en ıssız yerlerde açar,
ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
nermin
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 119



« Yanıtla #2 : Ocak 11, 2010, 07:59:08 ÖS »

hatta konusu esinlenme idi bir doğu eserinden. yoksa mesnevi'de geçen bir hikayeden myid? bilen varsa söylesin!
Logged
havina
Site Yazarı
Forum Yazarı
******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 428


« Yanıtla #3 : Ocak 27, 2010, 12:30:35 ÖS »

doğru hatırlıyorsunuz nermin. Mevlana'nın Mesnevisinden esinlenilmiş. Bunu kitap ilk çıktığı zaman öğrenmiştim.  Hatta Mevlana'dan esinlenilerek yazılan eserler bildiğim kadarıyla bir iki taneyle de sınırlı değilmiş. Başka yazarları da aynı etkiye dahil etmiş Mevlana. Ne güzel...
Logged

Hayatın sırrı sızıda saklı.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: