Merhabalar Sevgili Gamzeli ve tüm arkadaşlar,
Tanzanya cumhurbaşkanı ve maiyetini pazar günü uğurladık. Türkiye' den Ürdün' e geçtiler. Cevap yazmakta geciktiğim için özür dilerim Gamzeli. O telaş bitti başkası sardı, gecikmem ondan. Tarih Kültür' ün Kırklar Meclisi programı başladı. Elimde üç yüz sayfalık bir kitap var. Kitaba dair pazar gününe yetiştirilmesi gereken birkaç aşamalı bir özet üzerinde çalışıyordum. Bitmedi ama neredeyse sonuna geldim. Bilirsiniz, yapılması gereken bir iş varsa onun dışında yaptığınız her şey size kendnizi suçlu hissettirir. Ben de kırklar meclisine karşı vazifemi doksan dokuz buçuk ifa etmenin vicdan rahatlığıyla sana cevap yazmaya koyuldum Gamzeli.

Tanzanya diyorduk. Sahi Gamzeli, kimin aklına gelir değil mi? Tanzanya nere Türkiye nere? Cumhurbaşkanı kim bir garip Sibel kim
Aslında keşke dediğin gibi olsaydı. Bu davet edebiyat üzerinden olsaydı keşke, ama olsun, köşkle birbirimize bir alışalım hele.
Ben davetin sebeplerini benim dışımdaki sebepler olarak belirtip sonuca geleyim. Duyanlar vardır, Tanzanya Cumhurbaşkanı, eşi ve yanlarında birkaç bakan ve hayli kalabalık bir işadamı grubuyla ülkemizi ziyaret etti geçen hafta. Bu ziyaret şerefine köşkte verilen yemeğe eşimle birlikte davet edildik. İlk aklıma gelen, protokol kuralları ve daha birçok can sıkıcı ayrıntı oldu. Ama sonra bunları bir kenara bırakıp gözlemci kimliğimi cebime koydum ve yollara düştüm. Köşk ve etrafını tasvir edemeyeceğim akşam karanlığıydı. O kadar büyük olmasa da yıldız parkı gibi ağaçlar içerisinde çeşitli binaların olduğu bir yer. Yemeğin verdildiği bina tipik cumhuriyet sonrası Ankara yapılarında. Düz, renksiz; bakınca evet burası Ankara' ya ait diyeceğiniz türden. Yemek öncesi kokteyl verildi. Büyük, gösterişsiz, sade ama güzel bir salon. Ardından yemek salonuna geçildi ve işte protokol başlıyor. Girişte bize verilen üzerlerinde ismimiz yazılı kartın birini kapı girişindeki takdimciye uzatıyoruz. Takdimci ismimizi, hangi şehirden geldiğimizi ve ne iş yaptığımızı mikrofona okuyor hemen solda Sayın Cumhurbaşkanımız ve eşi ve misafir cumhurbaşkanıyla eşi, takdim edilenlerin ellerini sıkıp "hoşgeldiniz diyorlar. Tokalaşma esnasında son derece sıcak ve ilgililer, durup hemen ayaküstü bir sohbete başlayabilirmişsiniz gibi yakınlık hissediyor insan tavırlarından Ardından herkes masasına geçiyor. Birlikte yemek yiyeceğimiz kişilerle tanışıyoruz. Köşkün danışmanlarından bir bey, Tanzanya Cumhurbaşkanı danışmanlarından bir başkası, İtalya' nın Türkiye Büyükelçisi ve eşi, Tanzanya' daki Türk Okulları' nın genel müdürü ve eşi birlikte birkaç saat geçireceğimiz kişiler. İtalyan Büyükelçi' nin eşi Türk bir hanımdı ve birkaç dil konuşabiliyordu. Onun sıcakkanlılığı ve tercümeleri vasıtasıyla masamızda son derece sıcak ve keyifli bir ortam oluştu. Yemek servisi başladığında ben protokolu filan çoktan unutmuştum; Öğrendiğim birkaç swahilice cümle aracılığıyla Tanzanya cumhurbaşkanının danışmanıyla neşeli bir sohbete başlamıştım.

Masamızdaki düğer konuklar; Tanzanyadaki Türk Okulları' nın genel müdürü ve eşinden oradaki okullarımızın ülkenin en iyilerinden olduğunu ve aralarında cumhurbaşkanı da olmak üzere, pek çok politikacı, bürokrat ve ülkenin önde gelen kişilerinin çocuklarının bizim okullarımızda hem de yatılı olarak okuduğunu öğrenmek bir Türk olarak göğsümü kabarttı.
Okullarımızın adını bile bilmediğimiz, haritada yerini gösteremeyeceğimiz ülkelerde birer büyükelçilik gibi çalıştığını, ülkemizi ve milletimizi dünyanın her köşesinde en güzel bir şekilde temsil ettiklerini öğrenmekten son derece kıvanç duydum. Başlıbaşına bir yazı konusu olmayı hakeden okullarımızı şimdilik bir yana bırakıp köşk tecrübemi aktarmaya devam edeyim.
İnanır mısınız kendimi evimde gibi hissettim, aslında kapıdan içeri girdiğim andan itibaren tam olarak buydu beni saran duygu. Ülkemin zirvede temsil edildiği makam ve bu makamı taşıyan kişinin daveti. Sonuçta cumhur olandım ben değil mi?
İki saatlik yemek sonrası İstanbul yolunda bir yandan bunları bir yandan da Tanzanya Cumhurbaşkanı ve Tanzanay' nın Türkiye Büyükelçisi ve eşleriyle birlikte geçireceğimiz pazar gününü düşünüyordum. Evet bir de pazar günü merasimi vardı. Ama onu daha sonra paylaşacağım, şimdi Kırklar Meclisi' ne, özet ödevime yani edebiyata yani benim hayatımın gerçeğine ya da gerçek hayatıma diyelim dönme vakti.
Sevgiler...