Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ba- Birhan KESKİN  (Okunma Sayısı 1108 defa)
semra topçu
Semra A.Topçu
Administrator
Yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 172



« : Ocak 15, 2011, 12:54:09 ÖÖ »

Yazan: Can Bahadır YüceYazı Kaynağı: BeyazKalemler.com

Son dönem şiirimizin üzgün sesi Birhan Keskin, dergilerde pek yayınlamadığı son şiirlerini ‘Ba’ (Metis Yayınları) adıyla kitaplaştırarak okurlarını sevindirdi. Keskin’in, üç yıl aradan sonra kitap yayınlaması kadar sevindirici bir başka gelişme de, şairin ilk beş kitabının (‘Delilirikler’, ‘Bakarsın Üzgün Dönerim’, ‘Cinayet Kışı + İki Mektup’, ‘Yirmi Lak Tablet + Yolcunun Siyah Bavulu’ ve ‘Yeryüzü Halleri’) toplu halde basılması oldu.

Kim Bağışlayacak Beni’ (Metis) başlığıyla Birhan Keskin külliyatını bir araya getiren kitap, şairin yapıtına toplu halde bakabilmeyi ve gençlerin henüz keşfedemediği kitapları tanımasını sağlayacak.

Birhan Keskin’in susmaya eğilimli şiiri, bundan böyle akıp gideceği şiir yatağının en belirgin ipuçlarını “20 Lak Tablet”te vermişti. 20 tabletin birinde, “Aksın, içimde siyah bir nehir gibi / Dolanan keder” demişti Keskin. Keder, oradan okuyucuya aktı. Ardından -kuşkusuz, 2000′lerin en güzel şiir kitaplarından biri- ‘Yeryüzü Halleri’ geldi. Ve şimdi de ‘Ba’, üç kitaptır içten içe duyulan ‘ses’in hangi perdeye ulaştığını gösteriyor. Yunus Emre’nin, “Cümle âlem gizlidir bir elifte / Ba dedirtmen bana sonra azarım” dizelerinin epigraf olarak yer aldığı kitabın ‘ba’sı aslında ne elif’ten sonraki harfe ne de sözlükteki başka anlamlarına gönderme yapıyor. Birhan Keskin, dosyayı hazırladıktan sonra babasını kaybedince bu isimde karar kılmış: “Kitabın adı aslında ‘Ba’ değildi. Ben dosyayı hazırlarken adı Monoton’du, ama sonra bunun bir şiir kitabı için çok itici olduğuna karar verdim. Ama bölüm başlıklarını değiştirmedim. Kitabın adı, babamın ölümüyle birlikte ‘Ba’ oldu ve kitap ona ithaf edildi. Başka yan anlamlarına ve göndermelerine rağmen kitabın adı aslında babanın ‘ba’sından geliyor.” Bu üzücü olaya kadar bütünüyle tasarlanmış kitaba, sonradan eklenmiş tek şiir var: ‘She Left Home’. Üç bölümden oluşan kitabın, Monoton sözcüğüyle ilişkili bölüm başlıkları ise olduğu gibi kalmış. Monopoz, Monogam ve Monolog şeklindeki bölüm başlıkları, kitabın bütününe yayılan ruh halini, sıkıntılı bir durgunluğu çağrıştırıyor. “Bu kitabın içindeki şiirlerin büyük çoğunluğu durgun bir ruh halinin şiirleri. Aslında belki de dört tane kitabın nüvesi vardı elimde, birini geri çektim üçü kaldı. Üç kitap da yazılabilirdi bu şiirlerden. Ama tamamlayamazdım ayrı ayrı, bunu biliyorum. Kitaptaki dinginlik kesif bir dinginlik, huzurlu değil, rahatsız edici bir şey. O yüzden de dinginlik değil, durgunluk diyorum. Biraz da isyankâr bir şey.” diyen Birhan Keskin, kitaplarını bir dönemi kapatıp başka bir döneme geçmek gibi gördüğünden, ‘Ba’yı o durgun ruh halinin anısı sayıyor.

‘Deneysel şiir yazmıyorum’
Tıpkı Necatigil ya da İlhan Berk gibi; -fakat ne Necatigil kadar dönüştürücü ve simgesel, ne de İlhan Berk kadar deneysel- gündelik hayattan nesneleri şiire ustalıkla sokabilen Birhan Keskin, aslında bunun üzerinde enine boyuna düşünmemiş. “Şiirim hakkında öyle uzun uzun düşünen biri değilim. Benim şiirle ve hayatla rahat bir ilişkim var. Hatta o kadar rahatım ki, ilk kitabımda korkunç dil yanlışları yapmışım.” diyen Keskin, şiiri bazen yalnızca oyun olarak da görebiliyor. Bunun bir başka göstergesi, şiirlerinde kullandığı bazı işaretler, ses oyunları. Birhan Keskin bunları, “Her şeyi denemek gibi bir tutumum hiçbir zaman olmadı. Deneysel bir şiir yazmıyorum. Onu yapanlar var; ama benim şiirim öyle değil. Niye yaptığımı bilmiyorum. Belki de canım sıkılıyor.” diyerek açıklıyor. Türk şiirinde çokça ve bazen gereksizce tartışılan gelenek sorununu ise yeniden gündeme getirmek -okurlarının tahmin edebileceği- onun için hiçbir anlam ifade etmiyor. “Geleneği tartışıyorlar da nereye gidiyorlar! Neresinden bakarsan bak, hepimiz bir geleneğin içindeyiz. Dil diye bir geleneğin içindesin ve şiir yazıyorsun. Bunları tartışmak hakikaten anlamsız. Bir sözcük, yüzlerce yıldır birtakım imgelere çarpa çarpa geliyor ve ben onu kullanıyorum. Nasıl gelenekten kopuk olabilirim ki!” diye konuşan Birhan Keskin’e hak vermemek mümkün mü!

Birhan Keskin, ilk kitabından bu yana şiirlerini yoğun olarak şimdiki zaman kipiyle kuruyor. Yaşadığı günün şiirini yazdığını söylese de, günlerin değil, daha çok anların şiirini yazıyor. Böylece, onun şiirlerindeki anımsamalar bile şimdiki zamana ait hale geliyor. Yayınlanan bu iki kitap, içinde pürüzsüz bir ses ve üzgün bir tarih taşıyan Birhan Keskin’i tanımak ve iyi şiir karşısındaki ürpertiyi yaşamak için bir fırsat. Çünkü, bazı ağrılara yalnızca şiir iyi gelir.

VAZİYET


Ben iğdenin gümüş aydınlığında
duruyorum çoktandır bir yanım karanlık


Biraz uzaktan bakınca :


İki baca,sanki kurum bağlamış
Uzansa da birbirine, alevi değmiyor artık.


Birhan Keskin / Ba s. 36


ESKİ BAHÇENİN HAFIZASI


Yakınında değilim öfkenin
ve uzağında da değilim rastlantının
kısa ânındayım
ve sonsuzluğun da ardında
ah! öfke için geç vakitteyim
çölden çıkmak gerek bunun için,
atları denize sürmek...
Oysa kimseden çıkartmadım öfkemi
saçlarımı uzatmak için kimseye
söz vermedim
kimseye yakın değilim inan
susmaktayım, uzağında değilim unutmanın
ah! öfke için geç vakitteyim
durup dururken bir yerde
karşıma çıkan rastlantıdayım
hafızasındayım eski bahçenin
sarhoş asmaların biriktirdiği
boğazımı yakan acı bir imgedeyim
güneşi anımsamada,
ve orada durmakta
ama orada kaybolmaktayım
ah!öfke için geç,
çok geç öfke için
durgun gölü bulandırmak gerek...


Gölde unuttuklarımızı rahatsız etmek!
oysa gölün hafızası var
ve o anımsar içinde unutulanı
ve çürüyüp kendine dahil olanı
ah! öfke için geç
çok geç artık sahrada unutulan gökyüzü için.


Ben seni çoğalttım
ben seni çoğalttım
sırlarım azaldı böylece.


Birhan Keskin / Kim Bağışlayacak Beni (Cinayet Kışı) s. 93


Cinayet Kışı


I


Bir kereye mahsus yaşanan her an
kendi hatasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde
içinde barındırır.


Bana kanatlarımı bıraktırdılar.
Bana ihaneti öğrettiler.


Başka haber yok.


II


İkiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım
Bir yanım öbür yanıma düşman
Sağımda kızgın kumlar gezdirdim
Solum üşüyor eski bir anıdan.


III


Mum alıngan.Kendi ateşiyle
kendini yok eden yumuşakça.
Erimek üzere varsın, kaderine inanırsın.
Ölürken fark edilmez, ışığın solduğu zamansın.


Hiçbir aşk titremez sonsuza değin
Bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
ve insan acıdan ölür bir gün.


IV


Yüzümde taşıdığım kuyu
soğuk iklim
ağır yaprak tenimde
durup dönüp dokunduğum
yük.


Yağmurun aramıza çektiği perdeyi yırtıyorum
geçiyorum göğsümdeki uykunun sarmaşığından
birazdan dünya beni unutacak, ben onu anlamıyorum.


Soğuk iklim,
durup dokunduğum
dönüp seni
ben de unutacağım.


V


İnsan ölüyorsa acıdan ölür bir gün
kendine bir daha uğrayamadığından,
koyduğu yerde durmayışındandır hayatın
hatanın dönüşsüz oluşundandır.


Hiçbir aşk titremez sonsuza değin,
bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
ve insan kanatlarından
ayrılır bir gün.



Birhan Keskin / Kim Bağışlayacak Beni ( Cinayet Kışı) s. 102



POPLİN YILLAR


Bir teneke parçasını eğip büküyorum gün boyu.


Kuru nehir, kadim ağrı
seyiriyor arada
telli turnalar, arada
neşeli yağmur, ama
tel tel çözülüyor içimdeki pamuk
koyu rota ve salkımsaçak.


Ben bu geçitte,
susan bu cümlelerde ne arıyorum?
Ahşabın eti boşalıyor içinden, duyuyorum.


Bir teneke parçası eğip büküyorum gün boyu.
Poplinlere sar beni, pazenlere!
Kuru ova... kör pusula...


Birhan Keskin / Ba s.15

__________________


Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: