Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kavgası Olmayanın Şiiri de Yoktur!  (Okunma Sayısı 163 defa)
Serkan Engin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 40



WWW
« : Ocak 19, 2010, 02:38:39 ÖS »




Kavgası Olmayanın Şiiri de Yoktur!


Emektar Daktilo Şiir Bülteni, kaos ve yozluk içindeki şiir camiasının üstüne kızıl bir yumruk gibi insin diye çıkartılmak istenmiştir. Şeyh-mürit yaltaklanmaları ve ahbap-çavuş ilişkileriyle ve el altından takas edilen sahte ödüller eşliğinde, kimi dergi ve yayınevlerinin “bizim çocuk” dedikleri kapıkulu şair(!)lerinin “şiir piyasasına” pazarlandığı bir ortamda, edebiyatın hiçbir güç odağına yaslanmadan, hatta bu çirkefe devrimci bilincimiz ve insan olmanın onuru ile kafa tutarak buradayız.

Şiir camiasının yoz yapısı da kendi güdük üretimini beraberinde getirmektedir ve nicelik olarak dergilerde anlam’ı ve sahici insanı şiirden dışlayan post-modernist şiir başat duruma gelmiştir. Eklektik olarak sürrealizm, dadaizm, letrizm gibi akımların etkilerini içinde barındıran post-modernist şiir anlayışı, şiiri sözcük ve harf oyunlarına indirgeyen, öteki’lerle empati kurmayı ve bunu yansıtmayı önemsemeyen ve dolayısıyla da okur tarafından özdeşlik kurul(a)mayan, hayatın şair öznenin bilincinden dönüştürelerek yansıtılmadığı, ancak şairin içsel bunalımlarının şımarıkça dışavurumundan öteye geçmeyen küstah, bencil ve ahlaksız bir metinsel oyundur.

Post-modernistlerden başka arkaik dizge kurma düşüyle yanıp tutuşan , Osmanlıca’yı hortlatma derdindeki gerici şairler ve diğer yandan diyalektik gereği değişim ve dönüşüm sürecinde şiirin bugün geldiği noktada, biçimsel açıdan imge-yoğun bir şiir anlayışının artık gerek-şart olduğunu ıskalayan ve hâla 70lerdeki sloganvari şiir anlayışını aşamamış kaba toplumcu şairler yer almaktadır.

Biz ise “biçimde imgeci içerikte sosyalist” olan İmgeci Toplumcu Şiir Anlayışını savunmaktayız ve poetik bir kavgamız var tüm postmodernistlerle, gerici şairlerle ve kaba toplumcularla. Evet kavgamız var edebiyatın tüm güç odaklarıyla, tüm şiir şeyhleriyle ve onların müritleriyle. Kavgamız var Cihangir’den ötede bir Türkiye’den bihaber, kendi içsel bunalımlarını, sözcük ve harf oyunlarıyla şiir diye şaklabanca kusan küçük burjuva şairleriyle. Kavgamız var tüm kirli şiir klikleri ve klanlarıyla. Kavgamız var İstanbul Şiir Dükâlığı’yla. Kavgamız var şiiri küçük konformist beklentilerin aracı olarak rakının yanına meze yapanlarla…Kavgamız var, çünkü KAVGASI OLMAYANIN ŞİİRİ DE YOKTUR!


Serkan Engin

Emektar Daktilo Şiir Bülteni Önsözü

Logged

Şiirlerimin altına kendi adınızı yazabilirsiniz ki bir şiir ancak halk altına imza atarsa şiirdir.
zeynep tuna
Global Moderator
Forum Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 350



« Yanıtla #1 : Ocak 23, 2010, 01:02:32 ÖS »

pasif direnişçiyiz, kavgamız yok. o yüzden sadece şiiri okumakla yetiniyoruz:)
serkan bey, hepimiz biliriz, nazım hikmet için de anlatılan bir anekdot vardır. sanırım vala nurettin'in anılarında geçer. halide edip nazım hikmet için der ki "nazım hikmet büyük şair, edip, hatta dâhi ama bir de şu ideolojisi, kavgası olmasa!"
nazım bu sözlere,  "ben dâhi değilim, fakat iyi bir sanatkârım ve bunu her şeyden önce fikirlerime ve kavgama borçluyum," der.
onun da bugün hala hayranlıkla okuduğumuz şiirlerinin çıkış noktası ideolojisiydi, ideolojisi için kavgasıydı...

tüm şiirlerin kavgasız yazılması dileğiyle...
 
« Son Düzenleme: Ocak 23, 2010, 08:54:43 ÖS Gönderen: zeynep tuna » Logged
havina
Site Yazarı
Forum Yazarı
******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 428


« Yanıtla #2 : Ocak 23, 2010, 02:16:23 ÖS »

Sevgili Zeynep Tuna, farklılıkların, kültürlerin, değerlerin çeşitliliğinin zenginlik olduğuna, ayrılma noktası değil aslında birleştirici yönleri olduğuna inanmışımdır. Malesef kavga deyince aklıma hep şu taşlı sopalı çirkin görüntüler geliyor. Dolayısı ile bu yazının başlığı bile beni üzüyor. Kavgaya bulabileceğimiz başka bir karşılık olsa keşke...  Ayrıca 'cıcılar... ciciler...' gibi tuhaf eklerle karşılaşmak beni mutlu etmiyor. Necip Fazıl'ı anlayabildiğim içime akan şiirleri ve sözleri olacağı gibi, Nazım Hikmet'ten,  Oğuz Atay'dan da olmalı. Muhammed İkbal'den olacağı gibi, Eflatun'dan, Nizami'den, Mehmet Akif'ten de süzüp damıtabilmeliyim düşüncelerini. İnsanlar birbirini ikna etme yarışına girmeseler, farklılıkları aynılaştırmaya çabalamasalar ve elimizdeki bütün değerlerle topyekün ortak hedeflere doğru  koşabilsek... Asıl değerlisi ve  zor olanı bu galiba, ama ne bileyim içimizden geçenler bunlar işte... Dediğiniz gibi bir gün kavgalar bitecek inşallah, en azından  kulağımıza gelen fısıltıların sayısı ve kuvveti arttıkça buna inancım ziyadeleşiyor. Sevgiler...
Logged

Hayatın sırrı sızıda saklı.
semra topçu
Semra A.Topçu
Administrator
Yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 135



« Yanıtla #3 : Ocak 23, 2010, 02:22:38 ÖS »

Nazım,  "ben dâhi değilim, fakat iyi bir sanatkârım ve bunu her şeyden önce fikirlerim için kavgama borçluyum," der.

Serkan bey de "çünkü KAVGASI OLMAYANIN ŞİİRİ DE YOKTUR!" der.

  Anlaşılamamakla birlikte başlayan varolma-varlık gösterme çabası, bizi kavgaya götürüyor. Elbetteki her insanın kavgaları-savaşları, olmuştur-olmaktadır-olacaktır. Kavgası olan bir şairse-yazarsa, o tüm kavgaları diğer insanlar adına da yapıyordur-yapmalıdır. Çünkü şair, ifadelenmeyi, diğerlerine göre birkaç adım, hatta daha da ötesinde yapabilen  kişidir. Ve şairin kavgasındaki tek silah, düşünceleri ve bunları somutlaştıran kalemidir.  Buraya kadar sorun yok zaten. Tüm bunlara rağmen, yazdıklarını şiir sananlar ve bundan dolayı da kendini şair zannedenler  olacaktır. Ama bunlara zaaf gösteren, ilgileriyle besleyen insanlar  oluyor ki onlar da varlık göstermeye devam ediyorlar. Değişim, değişimi algılayan dimağlarla sağlanabilir. Tüm sorumluluk, şairle de bitmiyor! Nazım Hikmet kavgası olan bir şair, ama anlaşılması zaman almış, zaman da kendi savaşını kendi içinde vermiştir.
    Sıkı bir metin, kendini okutur diye düşünenlerdenim. Ama her metin,  onu algılayan ya da algılamaya çalışan kendi okuruyla buluşur. Şair anaçtır, çünkü şair doğurgandır. Sancılarla doğurur, doğurdukları şeyle de yeniden doğar.
    ve beklemeyi en çok şairler bilir...
« Son Düzenleme: Ocak 23, 2010, 07:43:06 ÖS Gönderen: semra topçu » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: