Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir Kelime ve Çağrıştırdıkları..  (Okunma Sayısı 2503 defa)
monaroza34
Forum Yazarı
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 278



« : Aralık 25, 2010, 07:57:57 ÖS »

Kalemden  kaleme hepimize bir kıvılcım olmaya yetiyor.Bu bölümde kelimelere biraz daha derin anlamlar yükleyip denemeler yazabilir miyiz diye düşündüm ne dersiniz?

ve ilk kelime;    " dokunulmazlık"

  size ne çağrıştırıyor?
« Son Düzenleme: Aralık 25, 2010, 08:00:05 ÖS Gönderen: monaroza34 » Logged

"zambaklar en ıssız yerlerde açar,
ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
n.firuze
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 153



« Yanıtla #1 : Ocak 02, 2011, 12:36:38 ÖÖ »

Merhaba monaroza,

Kelimelere derin anlam katmak zordur biraz. Bunun en güzel örneğini şiirler de görüyoruz. Düz yazılara göre şiire ayrı yakışıyor gibi...

Dokunulmazlığı dokunmadan yazmayı denedim ben bilmem oldu mu?

"Edebiyat tabusu"

Sobe!

Dilerdim ki o kelimeyi anmadan onu anlatayım, bir çeşit ‘edebiyat tabu’su. Aşağıdaki paragrafta anlatılmak istenen öğe hangisidir?

Adı üstünde kalem o kelimeyi yazmadan onu nasıl anlatabilir. İşte yazının tam da burasında bir ‘imdat’ var. Bir sessiz çığlık, kelimelerin oyunu var. Saklambaç. Gizlenin en kuytu köşelere, çıkmaz sokaklara, kuş uçmaz kervan geçmez diyarlara, su akmaz çeşmelere, mürekkebi bitmiş kalemin ucuna saklanın. Saklanın da bir daha da çıkmayın. Ta ki oyunbozan sizi bulana dek.

Ne siz vazgeçtiniz bu oyundan ne de ben aradım sizi üç noktanın sonunda. Söyleyeceklerim bitmemişti hâlbuki siz nokta koydunuz. Virgüller biriktiriyordum ardı ardına. Yeri gelince yapardı açıklamaları iki nokta üst üste. Sonra sıralardı soruları bir bir soru işareti. Sorardı size: Nerdesiniz? Çıkın artık saklandığınız yerden. Sobe!
Logged

"Kitap dediğin bir yolculuğun adıdır, içe dönük bir seyrüsefer; her roman bir aynadır aslında, sana seni gösteren." Elif Şafak
nurguhun
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 44



« Yanıtla #2 : Ocak 02, 2011, 03:04:30 ÖS »

Doku'nduğumu farkettim birden..Ben bir nakşıydım büyük alemin, beni varlık aleminin dokunulmazı kılan bir Kudret Elinden çıkan kumaşım kumaşıma büründürülen iç hassalarım ve bu sarayın sultanı ;ruhum. Her şeyi emrime veren beni dokunulmaz kılan, muhterem kılan, mükerrem kılana sonsuz şükürler olsun. Doku uyuşmazlığı biraz da dokunduğumuz şeylerdeki dokunamadığımız bir tezadın tezahürü değil mi? Muhterem; kendisine zatının izni ve müsaadesi olmadan dokunulması yasak olan yani "haram" zırhıyla, miğferiyle (mağfiret kelimesi de bu miğferle aynı kökten gelmektedir) korunmuş olan demekse eğer bu ilahi yasayı delmeye cür'et edenin vay haline!
Logged

Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbul imiş illa edeb illa edeb

                                           Yunus Emre
nurguhun
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 44



« Yanıtla #3 : Ocak 02, 2011, 03:32:32 ÖS »

Çevriliyordu yaprakları ömrümün
Şeffaf kanatlları değmeden ellerime
Dokunamıyordum,
Dokunamadan ellerine
Sahifeleri pürtelaş,
Ceffelkalem geçilen bir hayatın
Ortasında bir garibtim ben
Bir gariptim ben; uzanamadığım,
Dokunamadığım ellerinden
Muzdarip olan

H. Soysal (Divane), 02 Ocak 2011
Logged

Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbul imiş illa edeb illa edeb

                                           Yunus Emre
monaroza34
Forum Yazarı
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 278



« Yanıtla #4 : Ocak 04, 2011, 01:51:49 ÖÖ »

sevgili firuze,
sobeee!
Gülümseme)
"sahiden kağıda kaleme dokunma  "yı  çok güzel anlatmışsınız. kalbimizin ruhumuzun derinliklerinde saklanan o şey ah işte tam dilimin ucundaydı neydi ?! dersiniz ya  öyle bir şey olmuş.ve hepsi de saklanmışlar .. işin sırrı onları yaklamk için sobelemek olsa gerek.yoksa asla bulmazssınız:))
şunu da  özellikle de belirtmek isterim ki    " edebiyat tabusu" nu çok ama çok beğendim .harika bir ikili olmuşlar . bence siz kelimelere , kağıda ve kaleme dokunmaya devam edin ..çok beğendim!teşekkür ederim ...
(gecenin gözlerinden selam..)
Logged

"zambaklar en ıssız yerlerde açar,
ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
monaroza34
Forum Yazarı
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 278



« Yanıtla #5 : Ocak 04, 2011, 02:01:13 ÖÖ »

sevgili nurguhun,sizin anlatımınız da çok güzeldi..bu kelimeyi yazarken hecelenmesini de bekliyordu.evet ve bu yazı onlardan bir tanesi...
"doku-n mak.    "nakış nakış işlenmek bir yerde .sizin anlatımınızla;
"Doku'nduğumu farkettim birden.
farketmek ...ne kadar güzel ..
ve sonra şu cümle;
"Ben bir nakşıydım büyük alemin, beni varlık aleminin dokunulmazı kılan bir Kudret Elinden çıkan kumaşım kumaşıma büründürülen iç hassalarım ve bu sarayın sultanı ;ruhum."
ve sonra daha çok yasaklar kadar cazip.
yasak meyve ve tüm yasaklar ..bir anda cennetten çıkarıverdin bizi:))çok güzeldi teşekkür ederim ..

Logged

"zambaklar en ıssız yerlerde açar,
ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
monaroza34
Forum Yazarı
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 278



« Yanıtla #6 : Ocak 04, 2011, 02:02:45 ÖÖ »

sevgili arkadaşlar ,bence kağıda kaleme dokunmaya devam..Gülümseme)
Logged

"zambaklar en ıssız yerlerde açar,
ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
nurguhun
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 44



« Yanıtla #7 : Ocak 04, 2011, 06:40:53 ÖS »

Sükut etmek gibi alemde nadana cevap olmaz. (La-edri)

Kelamın fızza ise sükutun olsun zeheb,
Kemal ehli kemalatı süküt ile buldular hep
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Serin Selvi gülzarının nadide-i güzideleri, Sevgili Arkadaşlar yukarıda alıntısını yaptığım deyim ve tabirler için müracaat oluna:

Şinasi'nin Durüb-ı Emsal-i Osrnaniyye, Şinasl'nin derleyip iki ayrı basımını
yaptığl214, i. basımda 1500, II.basımda 2500 atasözü ve deyim ihtiva eden
eserine Ebuzziya Tevfik'in yaptığı 1506 atasözü ve deyim ilavesi sonucu 4006
atasözü, deyim ve 838 beytin yer aldığı, 1302(1885) tarihinde basılmış büyük
bir kaynak eserdir.Eserde yer alan örnek beyitler 150 kadar eser taranarak tespit edilmiştir.
Diğer derlemelerde Türkçe dışında sadece Arapça ve Farsça'dan seçilmiş
atasözleri ve deyim örnekleri yer almışken bu eserde Arapça 64, Farsça 226
atasözü ve deyim yanında Fransızca'dan 122, Latince'den 2 atasözü ve
deyime yer verilmiştir. Bu haliyle DurOb-1 Emsal-i Osmaniyye'ye beş dilli bir
kitap demek doğru olur.
« Son Düzenleme: Ocak 04, 2011, 06:42:39 ÖS Gönderen: nurguhun » Logged

Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbul imiş illa edeb illa edeb

                                           Yunus Emre
nurguhun
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 44



« Yanıtla #8 : Ocak 04, 2011, 06:42:02 ÖS »

Monoroza Hanım güzel sözleriniz için teşekkür ederim.Hayra vesile olmak güzeldir, siz açtınız galiba bu kapıyı..Sevabınız bol olsun..
Logged

Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbul imiş illa edeb illa edeb

                                           Yunus Emre
nurguhun
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 44



« Yanıtla #9 : Ocak 04, 2011, 06:52:34 ÖS »

"El için kuyu kazan en ibtida kendi düşer"

"Ev yeni divar yeni, eleğim seni nereye asayım."

"Gül dikensiz sünbül şikensiz olmaz."

"Islanmışın yağmurdan pervası olmaz."

"Kelamından olur ma'lum kişinin kendi mikdan."

"Mezhebden bahs olunur meşrebden bahs olunmaz."

"Arife bir işaret yeter."

"Adam oldur ki, ikrarından dönmeye."

"Hükm galibindir"

"Efendinin nazarı ata tımardır."
------------------------------------------------------------------
Kaynak: Durub-ı Emsal-i Osrnaniyye, Şinasi
« Son Düzenleme: Ocak 04, 2011, 07:05:25 ÖS Gönderen: nurguhun » Logged

Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbul imiş illa edeb illa edeb

                                           Yunus Emre
hanzala
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 113


C:\Documents and Settings\user\Desktop


« Yanıtla #10 : Ocak 15, 2011, 10:46:18 ÖS »

fotoğraflarını çektiğin adeta haklarında anında görüntü yaptığın yazarlar arasında niye ben yokum gamzeli. yoksa senden bir halt olmaz mı diyorsun.

yeni kelime: yokluk
Logged

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler.
                        Nazım Hikmet RAN
Molla Kassam
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 48



« Yanıtla #11 : Ocak 15, 2011, 10:56:27 ÖS »


Serinselvi ameliyathanesinden büyük punto, bold karakter, underline, bir anonsla çağırılınca anında görüntü yapayım dedim.

Evvela benim yeşil önlüğüm hiç olmadı. Çünkü kırmızıyı hiç sevmiyorum (bkz:renk körlüğü)

Doğrusu arazi olmak deyiminin aslı astarını öğrenince bukalemunlara, ahtapotlara arazi mühendisleri demek geçti içimden. Arazi olmanın bütün zahirî ve batınî ilmini tahsil etmiş bu mühendislerle Arazi Niyazi bile yarışamaz. “Yamuluyorsam" düzeltsin beni.  

Yine biri bana kalıbını soğuk mühür gibi basacağın bir şey söyle dese; Niyazi Bey’in bu düello daveti karşısında sessizliğini bozmayacağı hususunu söyleyebilirim.

Dönelim arazi olmaya (Bu arada asıl konunun anında görüntü olduğu hususu dikkatimden kaçmış değil elbette)

Tek arazi mühendisleri bukalemunlar değil.

Son günlerde yüzünde var olma mücadelesi veren leke siluetlerini gizlemek için yer kabuğunun katmanları adedince tabaka tabaka makyaj yapan taife-i nisaya tesadüf ediyorum ki tarif ettikleri şeyi seçmek için kliniğe Hubble ayarında bir teleskop almak iktiza ediyor.

Hayır yani, görmem mi gerekiyor görmemem mi? Bir karar verin lütfen.

Kendilerine bir fani olarak eşyanın perde arkasını göremediğimi, mavera-i tabiatı müşahede etme kabiliyetinin Ehlullah, Mukarrebin tabir edilen zevata mahsus olduğunu defaatle ifade etti isem de pek başarılı olamadım.

Bir arıza mühendisi olarak bu arazi mühendislerinden çok çekmişliğim vardır.

Anında görüntü demiştiniz değil mi?

Belkıs’ın tahtının getirilmesi ilk aklıma gelen şey oldu. Naklen yayın hadisesi gibi bir şey olsa gerek.

Yeni sözcük; makyaj
« Son Düzenleme: Ocak 15, 2011, 11:29:13 ÖS Gönderen: Molla Kassam » Logged

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker bir Molla Kassam gelir...
Molla Kassam
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 48



« Yanıtla #12 : Ocak 15, 2011, 11:02:12 ÖS »

Sayın hanzala; ben yazarken siz yazmışsınız bile. 

Sizden devam edelim; yokluk
Logged

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker bir Molla Kassam gelir...
monaroza34
Forum Yazarı
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 278



« Yanıtla #13 : Ocak 15, 2011, 11:52:58 ÖS »

sevgili gamzeli esasında benim naçiz kelimem sizin dokunmanızı bekliyordu ama sahibinin arazi oluyor düşüncesi ağır basınca "ona" dokunmayı  ve dokundurmayı yeğlemişşiniz anlaşılan . Gülümseme ee işte gamzeli yanii daha ne diyeyim.))evet hak veriyorum size. ama hazırlık safhasındaydım . sanırım sabır taşını çatlatacak kadar bekletmişim .
Logged

"zambaklar en ıssız yerlerde açar,
ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
monaroza34
Forum Yazarı
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 278



« Yanıtla #14 : Ocak 15, 2011, 11:56:40 ÖS »

Dokunulmazlık

Kalem kâğıda dokunuşu sever, kâğıt kalemi hasretle bekler.
Saksıdaki çiçek sevgiyle büyütülmeyi bekler.
Anne karnındaki bebek  önce  özlemle beklenir. Sonrasında sevgiyle büyütülmeyi anne kokusuyla uyutulmayı bekler bebek. Eşyanın hakikati insanın dokunuşuna nazarına muhtaçtır. Çünkü kâinat onun emrinde koskoca bir hazinedir. Kâinattaki her şey gözlerinizin her bir bakışında” muhabbete” dokunulmasını bekler. İdrak için.

Dolaptaki elma gibi insan kalbi de zamanla çürüyebilir.
Sevgisizse ilgisizse.

Ruhun da kalbin de diri kalması gerek.
Aşkın özü; bir ölüyü diriltmekse İsevi bir nefes gibi; kadın da mahrum edilmemeli bu sevgiden.

Kadını en çok üzen nedir ki? Ne olabilir?
İçten içe kendini yiyip bitirmesine sebep olan nedir?
İlgisizlik en acısı olmalı sonra ; "dokunulmazlık"...  Çünkü saf bir sevgi bir ölüyü bile diriltmeye yetebilir.

Hani belki de masalsı olacak biraz ama pamuk presesi bile uykusundan uyandıran da bu değil miydi?
 Minicik bir buse hayata bağlayan. Belki de hayat öpücüğünü sevgi öpücüğü diye değiştirebiliriz adını.
Yalnızlığın kalbi ne kadar yorduğunu ve bütün gün her halinize yansıdığını defalarca yaşamışınızdır belki çetrefil

İnsanı esasında içten içe eriten aslında samimiyetsizliktir. Ruhun özü çünkü aşk ile yoğrulmuştur. İlk insan aşk ile bir insan istemiştir. Narin zarif ve latif.

Onu kırmayacaksın eğip bükmeyeceksin.
Ruhun ve bedenin tüm duvaklarını sadece aşkın hu demi ile kaldırılmalı..”dokunulmazlık”tan ruh bunaltılmamalı.

 Sahi yakınlık bu kadar uzakta mı güzel ? Varken yok olmak, yokken de var gibi.
Olmayan şeylerin hayaliyle yaşamak mı yoksa gerçeği gerçekten mi yaşamak güzel? Aşkın hayali mi güzel yoksa dokunulası gözyaşı incisi mi?

Hakikatin özünde göz göze mahremiyetin merhametine sığınmak mı?
Hepsinden de öte özde güzel kalmak gözde güzel kalmak gönülden geçen olmalıdır diye düşünüyorum. Yoksa sevgi neden dokunmasın ki kalbe?


Logged

"zambaklar en ıssız yerlerde açar,
ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: