Sağolun,hoşbulduk:)
Yazınızı samimi buldum ama sanki daha çok kendinize bir samimiyet bu, kapalı ve okuyanın zihninde bir çağrışıma götürmeyen ve sadece kendi içinizde kalan bir samimiyet.
Hiç böyle düşünmemiştim.Bu benim için farklı bir eleştiri oldu ve açıkçası çok da iyi oldu.Şu an öylece ekrana bakıp bunu gidermek için ne yapmalıyım diye düşünüyordum.

Sonbahar, bana göre insanın ruh halini anlatmak için kullanıla kullanıla eskitildi. Sonbaharın dokusu-kokusu-değişimi üzerinden ve sizin merkezinizden dışarı çıkan bir anlatım olsaydı bir farklılığı olabilirdi.
Aslına bakarsanız bu benim ilk yazılarımdan.''Sonbahar'' meselesine katılıyorum.Bunu sonraki zamanlarda daha iyi farkettim.Daha fazla deneme okumaya başlayınca fark ediyorsunuz.Ya da bir romanda sonbahar üzerine yapılan betimlemeleri görünce...
Metinde en önemli şey tüm okuduklarınızdan farklı bir dili, üslubu, anlatımı yakalayabilmek. Yani size ait, sizin doğurduğunuz ve daha önce kullanılmamış. Bu şekilde kısa kısa cümleler kurarak alıştırmalar yapabilirsiniz. Ve yazdıklarınızı sesli okurken kendinizi iyi dinleyin, ama bir başkası gibi de dinlemeye çalışın ki yazınızla aranızdaki duygusal bağdan kurtulmuş olabilesiniz. Bu sizi daha eleştirel bakışa götürecektir. Ve şu acımasız cümleyi korkusuzca kurun:)) "iyi de şimdi ben başkalarından farklı ne yazdım" bu eleştirel bakış çok daha iyi cümlelere götürecektir sizi. Çünkü, yazmak gibi, içinizi kemiren bir derdiniz var ve bu çok belli:))
sevgiler
Bunu kesinlikle yapacağım.Hiç şüpheniz olmasın.

Yorumlarınız harika arkadaşlar.(Umarım ''arkadaşlar'' kelimesini kullanmam rahatsız etmiyordur sizleri)Bunlar,beni harekete geçirecek yorumlar.Öyle mutlu oldum ki.Daha başka yazılarımı da eleştirilerinize sunmayı planlıyorum:)