Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yeni Başlayanlar İçin Ukalalık  (Okunma Sayısı 1353 defa)
Molla Kassam
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 48



« : Nisan 07, 2010, 08:34:59 ÖS »

      
Önceleri hayatın gerçeklerinden uzak bulduğum kurmaca, düşünsel, moda tabirle “fiktif” metinlerin pek cazibesi yoktu benim için. İlgimi çeken daha ziyade gündeme ilişkin siyasi ve sosyal konular, hayatın gerçekleri oluyordu. Çok defa hayal gücünün ürünü olan hikâye ve romanlardan alabildiğine uzak duruyordum. Yazacaksam böyle muhtevalı yazılar yazmalıyım diye düşünürdüm.  

Böyle bir dönemde siyasi alanda karaladığım birkaç cümleyi yakın bir arkadaşıma okutmuştum. Yazıyı okuduktan sonra yazı içinde referans gösterdiğim tüm tarihi şahsiyetlerden yakinen tanıyor gibi bahsetmiş, böyle bir çalışma dolayısıyla da beni “takdir ve tebcil” etmekten geri durmamıştı. Yorum esnasında bir ara “Şu adamdan bile bahsetmişsin vay be” dediğini, hayret-hayranlık-ukalalık karışımı tuhaf bir yorumda bulunduğunu da hatırlıyorum.

Bu cümleden “dikkatini çekerim ben senin bu sahadaki kapasiteni tespit edecek kadar aşmış bulunuyorum” anlamını çıkarmakta çok zorlanmamıştım. Bu anlamı çıkarmak için de kanımca özel yeteneklere sahip olmak gerekmiyor. Kendi bilgi ve birikimini göstermek için muhataba methiyeler düzen ukalanın bu takdirkâr ifadelerini hiç samimi bulmamıştım.
 
Çok defa yerme, aşağılama gayesiyle kullandığımız ukala tabiri aslında hiç de menfi bir mana taşımıyor. Akıl kökünden müştak ve “akıllılar” demek.  

Bu gün için kelimenin sözlük manasıyla kullanıldığını söylemek, övme, takdir, sitayiş manasına geldiğini iddia etmek mümkün değil. Günlük kullanımda ukala derinlemesine bir birikime sahip olmadığı halde “her şeyi ben bilirim” edasıyla konuşan, konuşurken muhataba ders veren insan modelini tarif etmek için kullanılır.

Bana kalırsa yerilmekten-kınanmaktan korkan, kompleksli insan modelinin bir kendini ispat çabasındır ukalalık. Göründüğü ya da kendini göstermeye çalıştığı gibi değildir O. Bunu şiddetle istemektedir ancak böyle bir donanıma hiçbir surette sahip değildir.

Rahmetli Uğur Mumcu’nun cahil tarifi ukala tarifiyle biraz örtüşüyor gibi. O cehaleti “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” şeklinde tarif ediyor. Ukalanın da öyle olduğunu düşünüyorum. İşin mahiyeti hakkında ciddi bir birikimi yoktur ancak felsefesini yapma hususunda eline su dökemezsiniz.

Bu tavır bilgi-tecrübe yönüyle daha alt seviyede birine tasladığında kişiyi vezir edebilirken, daha akil,  ilmî noktada daha yukarılarda olan birine yapıldığında ise kelimenin tam manasıyla insanı rezil edebilen bir durumdur.
 
Ukalaya sorsanız kuvvetle muhtemel bu anlam kaymasından cahil-cühelayı sorumlu tutacaktır. Zira ona göre cahil bu akıllı taifenin mensubu olma payesini elde edemeyince kelimenin kullanım sahasını değiştirmiş, ıstılah manasını başka bir mecraya kaydırmıştır.

O bir meseleye “bihakkın” vakıf olsa bile bildiği-tecrübe ettiği şeyi ilmin verdiği tevazu ile paylaşmak yerine, muhatabın gözüne sokar, bunu yaparken de -muhatabın bilgi/görgü/tecrübesi ne olursa olsun- onu hep görmeyi arzuladığı “düşük seviyenin insanı” olarak tasavvur ettiği için hep aynı üslubu kullanır. Evet, o hep aynı kabalık, aynı hamlık, aynı softalıkla konuşur.

Bu insan modeli hangi mahal ve mekânda olursa olsun hemen kendisini belli eder. Ciddi bir birikime sahip olmadıkları halde hemen her meselede fikir sahibi olmaları, bu fikir ve düşüncelerini ifade ederken de muhataba ders verir mahiyette ahkâm kesmeleri bu makulenin fasl-ı müşterekidir. Ne var ki iş icraata gelince de yan çizmeye başladıklarını görürüsünüz. Burada Alman yazar Robert Lembke’nin onlar hakkındaki sözünü hatırlamakta fayda var; "Ukalâlar, hadımlara benzer. Nasıl olduğunu bilirler ama yapamazlar."

Cemil Meriç idealist insanın ayakta kalabilmesini ukala olması şartına bağlar. Zira bu onu güçlü kılacak, ayakta tutacaktır. Aksine idealist insanın tevazu sahibi olması bana daha makul geliyor. Her şeyden önce hakiki ilim sahibinde ilmin verdiği bir mahviyet olmalıdır. Zira İnsan öğrendikçe ne kadar az şey bildiğini fark edecek, fark ettikçe de kendisine verdiği paye o nispette azalacaktır. Zira dolu başın boynu bükük olur demişler.

Ukala denince aklıma elindekini muhatabın yüzüne çarpmaya hazır kavgacı, tartışmacı, kaba tipler gelir. Her sorulan şeye kendi ile ilgili cevap veren, bildiği şeyin mutlak doğru olduğu vehmini taşıyan, başkalarının fikir ve düşüncesini ciddiye almayanları hatırlarım. Öyle ki bazen kürre-i arzın kendi ekseni etrafında döndüğünü zannedecek kadar kendinden geçmiş,  kibir ve enaniyet televvünlü küstahlıklar sergileyen firavunların zihnimde canlandığı olur.
  
Bu hastalıklı ruh haletinin zaman zaman “bilgi ve birikimi fazla olan insanın kendine güvenmesi” şeklinde yorumlandığına şahit oluruz. Velev ki ukalanın zekâsı-bilgisi toplum normlarının üzerinde olsun. Bunu fark ettiği ilk dönemlerde de ona bir süre ukala olma hakkı tanıyalım. Peki ya sonrası?

Eğer ukala gerçekten daha zeki, bilgili ve görgülü ise bunun getirdiği ukala davranış modelinin toplum tarafından pek de hazzedilmeyen bir durum olduğunu hemen kavrayıp zaten ıstırabını çektiği beğenilme, “takdir ve tebcil edilme” yolunda gerisin geri yol aldığını fark edip -içinden gelmese bile- eninde sonunda bundan vazgeçmeyecek mi?
« Son Düzenleme: Şubat 13, 2011, 07:39:39 ÖÖ Gönderen: Molla Kassam » Logged

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker bir Molla Kassam gelir...
Enver N. TURAN
Administrator
Yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 159



« Yanıtla #1 : Nisan 08, 2010, 08:36:33 ÖÖ »

Zaman zaman bu tiplere "bay çok bilmiş" denildiğini duyarız. Hal bu ki ukala çok bilen biri değildir. O'nun çok defa edebiyatını yaptığı meseleleyle münasebeti bir tesadüften ibarettir.
Logged
sonosmanlı
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Nisan 08, 2010, 09:24:10 ÖÖ »

Yazı güzel olmasına güzel de ben; "yeni başlayanlar" ifadesini anlayamadım. Ukalalığa yeni başlayanlar için mi demek? Eğer öyleyse ukalallığa yeni başlamak ne demek? Hiçbiriyse aslı nedir?  Sayın molla kassam aydınlatabilir misiniz?
Logged
Molla Kassam
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 48



« Yanıtla #3 : Nisan 08, 2010, 09:53:48 ÖÖ »

       Ukalalık ile ilgili çok da i(ğ)rapta mahalli olan şeyler yazdığımı düşünmedim. İşin terminolojisi, kelimenin sözlük manası üzerinde durduğum için böyle bir kaydı düşme lüzumunu duydum. Maazallah birisi kalkar da “Be adam sen şimdi bu boş lakırdılarınla biz edebiyat ricalini aydınlattığını, fesahat ve belagate gark ettiğini mi zannediyorsun, hadi oradan” derse,  verecek cevabım olsun istedim.

       “Yok estağfirullah, ne münasebet, ben öyle kendi çapımda bir kaç kelam edeyim istedim o kadar. Hem öyle büyük iddialarda bulunmuyorum ki, bakın başlıktaki ibareye ne diyor; “yeni başlayanlar” için.

       Yani zinhar! edebiyat kalesinin burçlarında bayrak dalgalandıran edipler, şairler, tahririn-telifin üst katlarında temekkün eden kalemşorlar, bu garip bu bedi’ bu pejmürde Mollanın lakırdıları, sabukları sizi aldatmasın, bu sayıklamaları okuyup da “bunlar da neyin nesi be adam sen bizimle dalga geçiyor, makarayı mı sarıyorsun" diye düşünmeyin istedim,

     Muhatap siz değilsiniz. Belki muhatabım taallüm-ü tahririn bidayetindeki tıfl-ı ebcedhandır. Hepsi bu…
« Son Düzenleme: Nisan 08, 2010, 12:55:42 ÖS Gönderen: Molla Kassam » Logged

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker bir Molla Kassam gelir...
giraysibel
Administrator
Köşe Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 822



« Yanıtla #4 : Nisan 08, 2010, 10:16:47 ÖÖ »

"taallüm-ü tahririn bidayetindeki tıfl-ı ebcedhan"

Ne demek? Gülümseme
Logged
Molla Kassam
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 48



« Yanıtla #5 : Nisan 08, 2010, 12:23:06 ÖS »

Taallüm; öğrenim, öğrenme
tahrir; yazı, yazma, kayıt
bidayet; başlangıç
tıfl-ı ebcedhan; okuma yazma çağındaki çocuk

"Yazı-çizi işlerine yeni başlayan sabi-sıbyan, çoluk-çocuk"
Logged

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker bir Molla Kassam gelir...
çılgın
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #6 : Nisan 08, 2010, 09:47:44 ÖS »

Ukalalar en çok hata yapan kişilerdir. Ancak ukalalıklarından bıkıldığı, kendisinden bir zarar geleceğinden korkulduğu için perestiş edilir ukalalara yoksa sevildiklerinden filan değil! Mesela -alınmayın ama- gamzeli, yanıtlarınızda hep 'molla Kasım' diyorsunuz,ukalalığınızla övünerek.Halbuki cevap verdiğiniz kişi molla kasım değil,molla kassam:)
Bir de dobra olmakla ukalalığı niye birbirine karıştırıyorsunuz ki? dobra olan,sözü doğrudur ama ukalanın sözlerindeki doğruluk tartışılır çoğu zaman. Onun yaptığı dobralık değil, kibirliliktir,kendini beğenmişliktir. Herşeyi bildiğini zanneder. 
Logged
çılgın
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #7 : Nisan 08, 2010, 10:21:00 ÖS »

Aslına bakarsanız Molla Kassam'da da seziliyor bu ukalalık:p Molla Kasım'a özenmiş. bir aralar bir Molla kasım da vardı değil mi sitede, okumuştum bazı yazılarını. O da asıp kesiyordu.Gülümseme Çok iddialı isimler bunlar.
Logged
giraysibel
Administrator
Köşe Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 822



« Yanıtla #8 : Nisan 08, 2010, 10:26:20 ÖS »

Gamzeli, bayıldım "ukalalık" hakkında söylediklerine ve katılıyorum tek tek her bir kelimene. Neden acaba? Neden acaba? Gülümseme)))

(Bu soruya yanıt vermeyebilirsin gamzeli, hatta verme zaten; eminim vereceğin cevaptan hiç hazetmeyeceğim Gülümseme)
Logged
benjaminhanif
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 137


sakin ol, her şey çok güzel ...


« Yanıtla #9 : Nisan 10, 2010, 09:58:51 ÖÖ »

hmmmmmmm. sanırım bendeniz, hem ukala hem de safsataseverim;
safsata' ya dair Alev Alatlı'nın bir kitabı var, şu an internet üzerinden de okunabiliyor,
ukalalık olmasın biraz göz gezdirdim,
biraz daha gezindikten sonra sizlerle de paylaşabilrim.
Logged
nurguhun
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 45



« Yanıtla #10 : Nisan 12, 2010, 10:50:41 ÖÖ »

"ukala" kelimesi sanırım akil kelimesinin cemi yani çoğulu olsa gerek. Aslı itibari ile akil (akıllı), aklı eren, kalbi selim, vicdanı hür, iz'anı münevver bir manayı havi iken hani herşeyin aşırısı küpüne zarardır ya işte öyle de bir kişioğlu haddini bilmesi gerekir iken bir sebeten dolayı bilemez, teamüllerin (rutinin) dışına çıkar ve mutavassıtülhali terkedese  elştiri oklarıı da üzerine celbeder. Çünkü fark daima tenkidi tenkit de tekamülü müstelzimdir bu tekamül hangi istikmatte olursa olsun insanoğlu bi rşekilde bundan müstefid yada müşteki olur. Herhalükarda  bu iyidir çünkü herşey zıddı ile  ile bilinir kaidesince bir şeyde ilerleyebilmek için bu gereklidir. Hakikati, doruyu görüp tanıyabilmemiz iki ana yolu takip ile mümkündür. İlki baktığımız şeye ya gönül gözü ile bakıp (tarikat berzahına girerek veya girmeden)hakikati doğrudan seçmek yolu ile ya da edindiğimiz bir takım eşya bilgileri arasında akli muhakememizi kullanarak kontras oluşturarak (fark oluşturarak). Hasılı kelam etrafımızdaki her ley her nesne her kimse ve her haise dahi hr fikr-i batıla nice dane-i hakikatlerin zarfıdır ki bu nazarl bakmak ve  kalıplara takılmamamk sanırım en faideli en selametli  olan yoldur. undan dolayı kendini ukaladan yahut fudaladan zannetsin herkes bu noktada muhterem ve büyük bir hizmetin icracısıdır.
Logged

Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbul imiş illa edeb illa edeb

                                           Yunus Emre
havina
Site Yazarı
Forum Yazarı
******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 491


« Yanıtla #11 : Ocak 16, 2011, 03:36:34 ÖÖ »

Dostlar sözleriniz, açıklamalarınız öylesine doğru ki. Pencelerinizden baktım ben de. üzüldüm aynı anda bakamadığımıza. Sözlerinizin üstüne sözüm yok. Sadece bir şey paylaşmak istedim sizlerle.  yine cülelerimin rotası farklılaşıyor, olabildiğince içime iniyor. Bu halden kurtulmak ister miyim, zannetmiyorum fakat dostları sıkmaktan endişe ediyorum.

Ukala olmak... Ukala ne vakit olunur neden olunur?

Bam telim bu benim. Uzun zaman önce çalınmış ama soluğunuza yetişememişim. Doğu illerinden yeni göç etmiş bir velim vardı. Belki okuma yazmayı da iİstanbul'da öğrenmişti. İki yaşındaki oğluyla yalnız kalmış, gencecik ve törelerle boğuşmaya çalışan bir gelindi. Bu yetimi okutmak bana nasip olmuştu. Kardeşini boğulmaktan kurtarmış ama kendisi boğulmuş bir babanın yetimi... Bu "Mütevazi" kadın bir çok kitaptan elde edebileceğim bilgileri (bunlar onun için bilgi değildi, bu onun kendisiydi) paylaşmıştı benimle. Yaşı 23. Kendime, bilgilerime, sözlerime hiç bir zaman itimat etmedim, edemem. Korkularım var çünkü. içimizde Kabil'lerin yaşadığına inanmışım bir kere. Görünürde bu erdemli kadından daha eğitimli,görmüş geçirmiş birisiydim. Söyleyecek sözü varsa, söyleyebilir bilgilerin kitabi olmasına dikkat ederdim. İncitmekten ve incinmekten de bir o kadar çekinirdim. Hatice "Hocamdan" neler öğrenmedim ki? En önemlisi şuydu: "Oğlumun güçlü olmasını diliyorum. Bilgi insanı güçlü kılar, bilgi insanın güvenini arttırır ve bu gerçek bilgi insanı mütevazi yapar. Bana yardım edin, edin ki oğlum güçlü bir mütevazi olsun." İşte öyle...
« Son Düzenleme: Ocak 16, 2011, 03:57:30 ÖÖ Gönderen: havina » Logged

Sevgili Havina. İçindeki seslerin sahibi de benim, senin sahibin de.
unutma ben senim işte
süheyla
sehemeh
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 17


gldf sşls


« Yanıtla #12 : Ocak 16, 2011, 08:30:30 ÖS »

Sayın verinays;

Düşüncelerinize saygı duyuyorum fakat, ben meseleye biraz art niyetle yaklaştığınızı düşünüyorum. h Herşeyden önce yazıda herhangi birine saldırı yok, sadece sevdiğim bir dostum yazımı okuyup ukalaca yaklaşımda bulunduğunu belirtmiş ki buda saldırı değil, ukalalığı örnekle tanımlama çalışmış anladığım kadarıyla. Ben yazıyı oldukça beğendim, bazı yerlerini üzerinize aldığınız için böyle bir tepki vermiş olabileceğinizi düşündüm. Acaba o ukalalık yapan dostu verinays mı diye düşündüm bir ara Gülümseme, biri bir yazı yazınca o yazıyı okuyan eleştiride bulunabilir ama yazarı acımasızca eleştirmeye hakkı yoktur. yazıda pek çelişkiye rastlamadım, sanırım buda farklı pencerelerden bakmamızdan kaynaklanıyor.



Umarım yanılıyorumdur.
Logged
semra topçu
Semra A.Topçu
Administrator
Yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 174



« Yanıtla #13 : Ocak 16, 2011, 08:52:55 ÖS »

    TDK ukala için; "kendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan kimse" demiş. Bu bilgiyi baz alırsak, olay sanmanın ötesine gidemiyor anlaşılan.
    Ama buradaki bazı arkadaşların "ukala" tanımı,  kendi içlerinde yaşattıkları ya da kendi dışlarında tanışıp toslaştıkları bir tipleme gibi...
    Zaman zaman içimizden bir ukala çıkagelir, şu ana kadarki sürecinizde hayır ya ben hiç ukalalık yapmadım diyecek olanınız var mı? Sanmıyorum.  Belkide çevrede ukalalığı hak eden-türeten-sindiği yerden çıkaran başkaca tipler de mevcuttur. Belkide ukala, onlar için olmalıdır-kalmalıdır-elzemdir. Bana göre ukala, "ironi ustasıdır"Gülümseme) (olmalıdır).
    Ukala, aksine bilgiçlik taslayanı ti'ye alır, egoyu ve ben merkezi sarsar. Zekidir. Espri anlayışı mükemmeldir. Çılgına katılmamak ne mümkün:)) sevimlidir ya ukalalar:))
   TDK belki doğruyu söylemiş, ama hangi zamanın ukalasını tanımlamış bir sormak lazım:)) Bizim zamane ukaladan anladığım budur.
Logged
giraysibel
Administrator
Köşe Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 822



« Yanıtla #14 : Ocak 16, 2011, 10:40:44 ÖS »

Galiba hepimiz "ukala"nın anlamca tahrifata uğramış kelimelerden olduğunda hemfikiriz. Bana kalırsa, ukalalık belirtisi gösteren herkeste bu sıfat farklı anlamlarına bürünüyor. Aynı elbiseyi farklı taşıyan iki kişi gibi. Birisinden, ukalanın teki, diyerek yaka silktiğimiz gibi bir diğerinin ukalalığından keyif alabiliriz. Entelektüel, zeki ve egosunu dizginlemeyi bilen birisinde ukalalık, Semra'nın dediği gibi çok sevimli karşılanabilir ve mükemmel esprilerle tezahür ettiği için de bu kişiye sözü sohbeti aranan bir insan niteliği kazandırabilir. Aksi halde, zaten biliyorsunuz aksi halde ne olduğunu...
Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: