Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Beş Kapı  (Okunma Sayısı 93 defa)
author
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 19


« : Mart 10, 2010, 03:59:32 ÖS »

    Ayın bitmesine on gün kala cebinde 20 lirası vardı Hakan’ın. İşinden ayrılalı yaklaşık bir ay olmuştu ve aldığı son maaşının kalan kısmıyla neler yapabileceğini düşünüyordu genç adam. İlk işi hemen önündeki büfeden bir gazete olmak oldu. Daha ilk sayfada koca harflerle “Cinnet!” başlığı vardı. Haberde; işsizlik yüzünden borçlarını ödeyemeyen bir adamın tüm ailesini öldürdükten sonra intihar ettiği yazıyordu. Hakan, derin bir nefes aldı ve sayfaları çevirmeye başladı. Bakmak istediği sayfa belliydi; iş ilanları. Öz geçmişi gayet başarılı bir pazarlama elemanıydı Hakan. Kendine uygun olan ilanları işaretleyip hemen numaraları aramaya başladı. İlk hafta sadece haber beklemekle geçti fakat ikinci hafta, ilk iş görüşmesine çağrıldı.
    Şirket, şehrin ikinci büyük plastik imalathanesiydi. Hakan, müdürün kapısına gelinceye kadar inanılmaz bir heyecan içerisindeydi ve böylesine büyük bir firma onu kabul eder miydi? Buna benzer birkaç düşünceyi daha hızla kafasından geçirdi, derin bir nefes alıp kapıyı çaldı. Müdür, orta yaşlı ve yeterince kendinden emin, otoriter bir duruşa sahipti. Odasında büyük bir kitaplık vardı, bu da konuşmasındaki kültürün kaynağını gösteriyordu. Hakan, çalıştığı şirketleri anlatırken, o sırada adam son çalıştığı yerden ayrılma sebebini sordu. Genç adam, kriz yüzünden eleman azalttıklarını, bu yüzden işten ayrıldığını söyledi. Müdür sürekli sorular soruyordu. Birçoğu özel olmak üzere, birbirinden zor ve gereksiz sorular… Kimi zaman genç adam duvarda duran saate bakıp zamanın nasıl ağır ilerlediğine bakıyordu. Belli ki adam onu bezdirecekti ya da sabrını deniyor da olabilirdi. İki saat süren görüşme boyunca hissettiği tek şey büyük bir sıkıntıydı. Müdürün kasvetli konuşması içini karartmıştı Hakan’ın. Şevki kırılmıştı daha ilk görüşmeden. Aynı gün içerisinde ikinci görüşmesine gidiyordu hafif karamsar düşünceleriyle. İkinci durağı, bir kozmetik firmasıydı. Beklediği gibi patronu bir kadındı. Çok hoş bir görüntüsü vardı kadının, bu da biraz olsun onu iş görüşmesinin heyecanından uzaklaştırmıştı. Kadın daha işle ilgili konuşmadan, Hakan’ın bir şey içip içmeyeceğini sordu. Bu seferki görüşme daha çok soru cevap şeklinde ilerliyordu. Kadın isteklerini, beklentilerini anlatıyordu. Hakan, kadının bu tavrından; çalışanlarıyla çok iyi iletişim kurabildiğini tahmin edebiliyordu. Patronun yanından ayrıldığında görüşmenin verimli geçtiği her halinden belli oluyordu. Ertesi gün iki görüşmesi daha vardı Hakan’ın. İlk görüşme bir sigara firmasının müdürüyleydi. Tekrardan karşısında bir kadın patron vardı ama bu seferki pek iç açıcı değildi. Genç adam içeri girdiğinde sanki gaz odasına girmiş gibi hissetti kendini. Kül tablasında söndürülmüş beş izmarit ve bir tane yeni yakılmış sigara duruyordu. Kadın sigaraları içmiyor adeta tek tek yiyiyordu konuşma boyunca. Bu kadını dışarıda görse, tereddütsüz sigara işiyle haşır neşir olduğunu söyleyebilirdi. Bir saat sonra dumanlar içerisinden kurtulan genç adam temiz havayı ciğerlerine çekerek sonraki adresine yöneldi. Hakan, reklâm şirketinin önüne geldiğinde artık ilk yaşadığı heyecanları unutmuştu. Uzun bir bekleyişten sonra sıra nihayet ona gelebilmişti. Şirketin sahibi oldukça gençti. Büyük ihtimalle babası işi bırakmak üzereydi ve tüm sorumluluğu oğluna vermişti. Delikanlının kendini beğenmiş tavırları Hakan’ı her geçen dakika daha da sinirlendirmeye başlıyordu. İşle alakası olmayan konuşmalara dönüşmüştü görüşme ve sonunda iki taraflı el sıkışmalarla son buldu.
    Ertesi gün son görüşmesini yapmak için yatağından kalktı ve takımlarını giydi genç adam. Elinde son yedi lirası vardı artık. Bu görüşme diğerlerinden oldukça farklı olacaktı; çünkü bu görüşme yıllarca beraber okuduğu sınıf arkadaşı ile değil de, sıradan bir işveren ile çalışan arasında geçecekti. Bu durum Hakan’ı ne kadar çok utandırsa da görüşmeye gidecekti. Zaten aklında da kozmetik firması vardı. Onu geri aramışlar ve işe başlayabileceğini söylemişlerdi. Buna rağmen arkadaşının şirketine gitmeye karar verdi. Kapıdan içeri girdiğinde yüzü utancından kıpkırmızıydı. Hakan, sözü uzatmadan ilan için geldiğini arkadaşına söyledi. Bu, dünyada yapabileceği en zor işti ve kendini en kötü cevaba hazırladı fakat durum beklediği gibi olmadı arkadaşı ona beklentisinin üzerinde bir fırsat vermişti. Hakan, artık iş arayan bir insan değil, eski sınıf arkadaşının yeni sağ koluydu.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: