Sayfa: 1 ... 3 4 [5]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İFFET HOCA'NIN PASPAS ÖREN KADINLARI  (Okunma Sayısı 2023 defa)
semra topçu
Semra A.Topçu
Administrator
Yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 135



« Yanıtla #60 : Kasım 20, 2009, 12:39:23 ÖS »

    Çok teşekkürler Çılgın, ben yazdım, siz kendi seyrinizi yaptınız. Nice seyirlere...
Logged
zeynep tuna
Global Moderator
Forum Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 350



« Yanıtla #61 : Kasım 26, 2009, 01:13:32 ÖÖ »

şimdi ben kalksam desem ki "ey güzeller güzeli serin selvililer günlerdir paspas ören kadınlara ne bir selam verdiniz ne bir paspas aldınız," bana ne cevap verirsiniz? söyleyecek bir şey bulamaz başınızı  önünüze eğersiniz. başınız öne eğilmesin sevgili arkadaşlarım. ne kadarcık iş ki forum sayfalarında paspas ören kadınların yerine gelmek. iki adımlık yol. hem bayram arifesindeyiz. emeğe saygımız var allaha şükür. şöyle bir emektar paspas örücülerimizi ziyaret etsek ve uyarına  gelirse bir de paspas alsak fena mı? öyle çok büyük paspas almaya da gerek yok. şöyle bir kaç satırlık bir paspas (ay pardon bir kaç sıralık diyecektim) almak bile yeterli:)))
ne dersin nermin senden başlasak mı? sibel, semra, hanzala, turan, hasan, havina, nazmiye, tuna, serinselvi, leyla, çılgın, iffet fato2009, s.köse, ülkü ve diğerleri... şuna bir el atalım mı?

iki ters bir düz, iki ters bir düz, iki ters bir düz....




(demedi demeyin sonra, klavyenizi kullanın arkadaşlar yoksa pas tutup kilitlenecek)
« Son Düzenleme: Kasım 26, 2009, 07:49:43 ÖÖ Gönderen: zeynep tuna » Logged
gamzeli
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 113



« Yanıtla #62 : Kasım 26, 2009, 04:19:30 ÖS »

Ne tatlı bir çalışma olmuş bu. İffet hoca kim? Paspas ören kadınlar kim? İffet hoca neden kadınların parasını ödemiyor? Yeni  üye oldum siteye. Tanrı aşkına burada neler oluyor? Birisi bana yardım etsin lütfen:))




« Son Düzenleme: Kasım 26, 2009, 04:48:42 ÖS Gönderen: gamzeli » Logged
giraysibel
Administrator
Köşe Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 677



« Yanıtla #63 : Kasım 26, 2009, 05:03:00 ÖS »

Gülümseme

Hoşgeldin gamzeli. Güzel bir çalışma oldu gerçekten. Ama bitmedi, paspas ören kadınlar hakkında birşeyler söyleyecek çok üyemiz var daha. Ya zihinlerinde yazma aşamasındalar şu an, ya da yazdıklarını foruma eklemek için biraz cesaret toplamaya çalışıyorlar. Yazma aşamasında olanlara sözüm yok ama cesaret isteyenlere senin vesilenle şunu söylemek isterim. serinselvide kimse kimseyle yarışmıyor. Hayatında edebiyatı bir adım öne alan arkadaşların bir arada kalem çalışması yaptıkları bir site bu. Yazdıkça ve yazdıklarımız üzerine konuştukça cesaretimiz artacak ve kalemlerimiz güçlenecek. Lütfen paylaşmaktan çekinmeyin.

İffet Hoca kim demişsin, O bizim göz bebeğimiz. Yakınlarda Son Dilek isimli hikâye kitabı yayımlandı. Paspas ören kadınlara ödeme yapmadıysa bunun tek sebebi kadınların yeterli sayıda öyküye ilham vermeyişleridir. Kadınların bayram öncesi maaşlarını alması gelecek öykülere bağlı birazda. Hadi durmayalım, yazalım.Göz kırpan
Logged
gamzeli
Yazar
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 113



« Yanıtla #64 : Kasım 29, 2009, 02:50:08 ÖS »

Vallahi bugün niyetlendim paspas ören kadınların maaşını alması için bir girişim yapmaya. Fakat bilmem nasıl söylesem "örgü örmeyi bilmiyorum." üstelik bunu kamufle etmek için  beceriksiz gelinlerin söylediği gibi "Düzü bilmiyorum ama burmalıyı biliyorum," gibi tüm cahilliğimi ortaya koyacak absürt bir laf da etmiyorum, doğruya doğru bende örgüye dair bir hafıza yok...
Bu durumda iş size düşüyor İffet hocam. Ne gibi malzemeler lazım. Şöyle bir baktım, yün şiş gibi birşeyler var. Hadi şişi az buçuk biliyorum; İğneye benzer fakat iğneden çok çok uzun yuvarlak metal. Onun örgü örerken bir yerime batmasını hayal bile edemiyorum. Yoksa "iğneyi kendine batır çuvaldızı başkasına" sözü bundan mı çıktı. Çuvaldız şişten büyük mü küçük mü? Neyse kafam karıştı. Bunu  geçelim, gelelim esas konuya; yünlere. Bir çok çeşidi var gördüğüm kadarıyla. Hangisini seçeyim. "ibrişim örmüyorlar" diye bir şarkı var. Tek rehberim bu. Buradan yola çıkarak ibrişimi seçeyim mi? "İbrişim olmaz" diyorsanız orlonu mu seçeyim. Fakir işi diyorlar onun için. petrolden yapılıyormuş. Anlamadım gitti. Su gibi akan petrol nasıl oluyor da ip gibi inceliyor ve bir şişe paspas olarak diziliyor? Orlon, petrolden yapılan  naylonmuş aslında.  Bol bol terletirmiş. Paspasta ne önemi var ki bunun. Tahtalar zatürre mi olacak. Paspaslı evler de sahipleri gibi pişmiştir soğukla nasılsa. Orlon olmaz mı diyorsunuz hocam? Peki merserizeye ne dersiniz? İsmi bana bayağı afili geldi. Avrupai bir sözcük gibi. Evlerimize modernlik getirir biraz. Ne dersiniz, ben bu merserizeyi tuttum. Oda mı olmadı? İlla da yün diyorsunuz öyle mi? Baba yadigarı, geleneksel ipimiz. Ne terletir ne üşütür!  Ama hocam yün nerelerde kullanılıyor ki artık. tedavülden kalkalı yıllar oldu. Bırakın örgüyü evlerimizdeki yün yatakları ve yorganları bile attık. Neden başınızı sallıyorsunuz hocam, yoksa bugünkü hastalıkları, siz yün kullanmama menşeili mi buluyorsunuz? Yok artık daha neler! Bana domuz gribinin de ondan çıktığını söyleyemezsiniz artık! Tamam tamam ne söylesem  boş. İlla da yün öyle mi, peki şef sizsiniz fakat...


İşte buradan sonrası ayrı bir yazı konusu olur hocam. Örgü nasıl örülür, onu da bana birisi anlatsın. Şu cahil üyeniz sayenizde şiş tutmayı öğrensin...

"Yar bana bir tutam yün medet..."


« Son Düzenleme: Kasım 29, 2009, 03:29:18 ÖS Gönderen: gamzeli » Logged
zeynep tuna
Global Moderator
Forum Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 350



« Yanıtla #65 : Aralık 07, 2009, 09:53:27 ÖS »

ah gamzeli günlerdir bekliyorum benden daha iyi örgü ören biri sana şiş tutmayı öğretsin diye. kimseden ses seda çıktığı yok. hep böyle olur zaten. her zaman yarım bilenler usta kesilir. iyi kötü öğreteyim  bari. hatırlıyor musun yünde karar kılmıştık ip olarak. fakat şimdi başka bir durum var. "ne marka yün olacak." herhalde paspasları angora yünle  örüp üstünde edalı edalı salınmayacağız değil mi? biraz adi yün bulmak lazım. bunun yeri aşağı mahalledeki kambur osman. adi olarak aradığın herşey onda. iplerin yerini bulduk mu, gelelim rengine. bu konuda ortak kanaat koyu mat renkler. durum böyleyken ben çıkıp sana "açık parlak renkler al" desem  olacakları tahmin edebiliyor musun? ama armızda kalsın, şöyle parlak kırmızı bir renk al. ördükten sonra, dış kapının hemen önüne koy. eve giriş çıkışta kanının kaynadığını hisset hiç olmazsa. hem kimbilir senden sonra başkaları da cesaretlenir kırmızı paspas için.
rengi de geçtik gelelim örmeye. olan tüm  hünerimi sergileyeceğim az buçuk birşeyler öğretmek için. al kardeşim eline şişleri ve yünü. aldın mı? ala!  .......................

işte burada kaldım. insan bilmediği şeyi nasıl öğretir. sibel yetiş!!!!
« Son Düzenleme: Aralık 08, 2009, 07:37:50 ÖÖ Gönderen: nazmiye denizer » Logged
zeynep tuna
Global Moderator
Forum Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 350



« Yanıtla #66 : Aralık 16, 2009, 01:20:22 ÖÖ »

gel kardeşim gamzeli, sibel yetişmedi mi sana tarif etmeye. işte ben geldim. başladığım gibi bitireceğim evel allah. ne demişler "öldürene sürütürler köpeğin leşini." bu atasözü buraya tam oturmamış olabilir ama az çok kıyısından geçmiştir nasıl olsa. çok sevdiğim bir sözdü, fırsatını arıyordum yazmak için, yazdım gitti.
neyse gamzeli gelelim örgüye, gecenin bir vakti boş verelim laf kalabalığı yapmayı. iplerimiz kırmızıydı değil mi? tamam başlıyoruz. beş numara şişleri eline al. aldın mı? ala. uçlarından tut, arkalarını kollarının üstüne koy. ters koydun, çevir şişleri. okey. şimdi yünü al eline başlıyoruz. olmadı. başlangıç iki şişe birden olacak. temelin sağlam olması lazım. tamam şimdi oldu, başla. yüz ilmek at parmaklarınla. geldin mi  başa? bekle. şişin  tekini çıkar. ala. örmeye başla. türkan şoray  kirpiği örüyoruz. beş ters beş düz devam. geldin mi sona? dön geri. geri gitmelerde bir icraat yok. düzler düz terler ters. gözün yumuk bile örebilirsin tersten. okey tekrar baştayız. şimdi düzleri terslerin üzerinden atlat. ilginç bir kirpik, görecesin. tam ortadan kıvrılıyor. şöyle bir bombelik olacak birazdan. oldu mu? devam. bu sıra başa kadar böyle. kural, nasıl başlarsan öyle gidersin. geldin mi başa. dön geri. dedim ya terste icraat yok. aynen ör. bu arada istersen esra erolla izdivaçı izle. sana göre de biri çıkar nasılsa. geldin mi başa. önüne bak. örnek kuruyorsun herşeyi iyi ayarla. ilerle şimdi, tam deminki yaptıklarının tersi. yer değiştirdiklerini zıt yönde tekrar değiştir. devam. ilmek kaçırayım deme. bir ilmek kaçırdın mı hepsini sökmen gerekir. devam. başta mısın? aynen geri. geldin mi? bakalım. işte sana türkan şoray kirpiği. örnek çıktı işte. buna göre sonuna kadar devam. işte böyle gamzeli. beş ters beş düz. düzler ters tersler düz. düz ters düz ters düz ters beş ters...
« Son Düzenleme: Aralık 16, 2009, 10:40:01 ÖÖ Gönderen: zeynep tuna » Logged
menevish
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #67 : Aralık 25, 2009, 05:08:10 ÖS »

                         ilmek ilmek söküyor sensizliği
 Telefonun sesini duyunca irkildi.Alacağı cevap onu korkutuyordu.Eşinin sesine kulak kabarttı.Anlamaya çalışıyordu konuşulanları.
- Peki sorun ne öyleyse doktor bey!
 Gözyaşları yerini hıçkırıklara bıraktı.Yine ,yine  sorun ne?
     Eşi kendi yüreğinde kopan fırtınaları unutmuş teselli etmeye çalışıyordu onu ama, Selma  hiçbir şey duymuyor  duymak istemiyordu.Bu acıdayanılacak gibi değildi..Sarıldılar ağladılar.Bir süre sonra kendilerine geldiler.Dünyaya kapattılar evlerini, ruhlarını.Kimseyi görmek, duymak istemiyor, yalnızlığı dinlemek, yüreklerindeki acıyı, yalnız yumak istiyorlardı.
Oysa ne hayalleri vardı Selma’nın.Orhan ile tanışmış, kalpleri o muhteşem düğünle birleşmişti. Her şey çok güzeldi..Eşine ve onun sahip olduğu her şeye saygı duyuyor ve elbette bunun karşılığını alıyordu.Hayatı paylaşmak gerçekten çok güzeldi.
     Günler ne de çabuk geçiyordu.  "Hımm, aralık yirmi bir, en uzun gece de geride kaldı." Diye düşündü  Selma. Kopardığı takvim yaprağıyla evliliklerinin altıncı ayına girdiklerini fark etti,heyecanlandı, oysa daha dün gibiydi, “ iyi günde, kötü günde” deyip de eşinin alnına sıcacık bir öpücük kondurduğu. Evli ve evde olmak güzeldi; ancak bir süre sonra hep aynı işleri yapmak monoton bir hayat sürdürmek sıkmıştı onu..Bugün evde oturmayacak kirlenmediği halde sıkılmamak için yaptığı temizlikleri yapmayacaktı.Annesine gidecekti.hazırlandı,dışarı çıktı.
      "Bugün pazar vardı değil mi?"Pazarda biraz  oyalanabileceğini düşündü.hava soğuktu ,kış kendini iyiden iyiye hissettiriyordu.. Pazarda gezinirken komşusu Ayşe teyzenin, elindeki poşetlerle bir şeyler aradığını fak etti..Ona yardım ederken  Ayşe teyzenin ördüklerini satmak için burada  bulunduğunu öğrendi.Merak etti neler var diye .Tezgahın açılmasına yardımcı oldu elindeki minik pembiş yeleği tezgaha bıraktığı anda aklına muhteşem bir fikir gelmişti.”örgü…” Öğrenebilir, yapabilirdi.Az çok biliyordu şiş kullanmasını: bir ters bir düz, ha bir de haroşe vardı değil mi evet biliyordu.
-   Selma iyi misin şimdi?Selma lütfen kendine gel. Orhan Bey ,Selma’nın dalan gözlerinin önünde ellerini bir sağa bir sola sallayarak onun toparlanmasını sağlıyordu.Sıcak bir çay, kahve…Ne dersin hayatım, hı, içer misin?
“Olur” diyebildi Selma, bir an kendine geldi:
 -Zaten Ayşe teyzem söylemişti.”Kızım doğmamış çocuğa derler bizim oralarda, don biçilmez” diye mırıldandı.
   
        -Selmacım bu örnek tam sana göre bak .Kış bitmeden kendine bu şaldan bir tane ör ne dersin? Bu renk sana çok yakışacak, tenine nasıl uydu bak.
         -Hiiii,aman ya Rabbi bu ne şirin bir elbise, yerim ben seni!Ben bu modelden şöyle kırmızılı beyazlı yaparım Ne tatlı olur değil mi Ayşe teyze.
         - Kızım kaç kere söylicem.”Doğmamış çocuğa don biçilmez, örgü örülmez.”Üstelik senin …Allah Allah…
         -Sen de mi Ayşe teyze söyle söyle .bunu senden de mi duyacaktım.

      -Hayatım çabuk olsun diye kahve yapıyor hemen geliyorum.
   Orhan nasıl bu kadar metanetli olabiliyor diye her defasında düşünürdü Selma.Sanki telefondaki haberi o almamış,bütün emekleri mücadeleleri o çekmemişti.Tabi doğru annelik duygusu…Bir bebeği olmasa da yüreğinde bu duyguyu taşışıyordu.Gözyaşları sorgu sual etmeden yol bulmuştu yine yanaklarında.İçi acıyordu.Bi daha katlanabilir miydi aynı işlemlere bilmiyordu.Fiziği ile kalmayı bırak psikolojisini de  bozan ilaçları almaya cesaret edebilir miydi bilmiyordu. Yerinden kalktı.O özel ,minik, renkli şeyleri ,yelekleri, elbiseleri ve patikleri tek tek sevdi.İçindeki ateş yangına dönmüştü.Ayşe teyzenin tüm uyarılarını kulak ardı ederek ince nakışlarla ördüğü, mis kokularla sakladığı o güzelim örgüleri  görmek istemediğine karar vermişti.Saç örgüsünün her ilmeğinde kurduğu hayalleri ,bebeğine söylediği ninnileri tek tek çözüyordu.sütlü kahve kokusunun arasına nereden geldiğini anlayamadığı  bebek kokusu Orhan’ı  korkuttu, heömen içeri koştu. Gördüklerine nanamadı.Selma'nı "Amn an aşkım,kızma ,evde canım sıkılmasın vakit geçirmek için yapıyorum hem de Ayşe teyzeye yardım ediyorum" diye yaptığı o minik örgüler.Hepsi bu sandıkta mis gibi kokular içinde saklanmıştı.Odanın her yeri bunlarla doluydu.Selmayı seyretmeye başladı.Bebeğinin yokluğunda sadece onun acısına gebe kalabilen Selma bundan sonra  haroşeler gibi iki sırada bir yol alabilecek ve hayatı hep aynı yüzden yaşayacaktı.Orhanla göz göze geldiler."Evet bebeğim şimdi annen ilmek ilmek sensizliği söküyor "diyen Orhan eşikte oturmuş rengarenk ama karma karışık iplere bakıyor ve sadece çaresizliği yutkunuyordu.
Logged
nazmiye denizer
Administrator
Köşe Yazarı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 536



« Yanıtla #68 : Aralık 26, 2009, 03:53:10 ÖS »

sevgili menevish iffet hocanın paspaslarına birkaç sıra da siz örmüşsünüz. teşekkür ederiz. bu örnek paspastan bir kaç tane daha vardı önceden gördüğümüz, ama olsun bir tane daha olmasında mahsur yok, önemli olan bundan sonraki örneklerinizin farklı olması...
ellerinize sağlık...

sevgilerimle...
« Son Düzenleme: Aralık 26, 2009, 09:24:43 ÖS Gönderen: nazmiye denizer » Logged
sonosmanlı
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 12



« Yanıtla #69 : Nisan 03, 2010, 09:06:46 ÖS »

Edebiyat böyle bir şey işte; kadının biri parmağına ipi dolar, attığı her ilmekten onlarca hikâye çıkar kağıda dökülür. Şimdi marifet, paspas örücü de mi, ipte mi, tığda mı, kalemde mi?
Logged

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Sayfa: 1 ... 3 4 [5]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: