|
havina
|
 |
« : Kasım 21, 2011, 07:49:33 ÖÖ » |
|
Şair olunmaz. Şair, şair olduğunu bilmez. Şairliğini sonradan anlar. Artık şiirden başka bir şeyi seçme özgürlüğü yoktur. Şairden başka herkesin şair olduğunu söyleme hakkı vardır. Bir kelebeğin kelebek olduğunu söylemesi ne kadar gereksizse, bir şairin şair olduğunu söylemesi de o kadar gereksiz ve anlamsızdır. Başbakan olabilirsiniz, çok fazla bir yeteneği gerektirmez bu. Eğitimini görmüşseniz, doktor, avukat, mühendis vb. de olabilirsiniz? Her şey olunur. Ama şair nasıl olunur? Mektebi var mı bu işin? Sanatın da mektebi var elbet, güzel sanatlar akademisi, sinema yüksek okulları vb. Buralarda ne öğretilir? Çok şey öğretilir, bu konularda yüklü, sıkı bir eğitiminiz olur ve bu çok iyidir. Ama bu mekteplerde öğretilmeyen, öğretilmesi mümkün olmayan tek şey vardır; yaratıcılık. Küçük bir öykü: Polanya’nın Lodz kentinde dünyanın en önemli sinema okullarından biri vardır ve bu okuldan Roman Polanski gibi büyük yönetmenler yetişmiştir. Bir gün bir gazeteci, okulun müdürüne sorar: ''Bu okuldan büyük yönetmenler çıkıyor. Okulunuz büyük bir okul olmalı.'' ''Hayır, büyük olan okul değil. Buraya çok yetenekli gençler geliyor. Biz yalnızca bize gelen gençlere, onların dahi olduğunu gösterdik, kendileri bilmiyorlardı.'' Şunu söylemek istiyorum; edebiyatı, şiiri, sanatı seviyorsunuz. Ne güzel, sevin! Bu okullara gidin, bilginizi, donanımınızı arttırın, diplomalar alın. Ama hiçbir okul sizi sanatçı yapamaz. Çünkü yaratıcılık öğretilemez. ''Şair olunur mu?'' diye sormuştuk. Bence olunmaz. Şair, şair olduğunu sonradan öğrenir. Şairler gittikleri yolda büyük olduklarını öğrenirler. Büyük şiirler, şairlerini uçurumda beklerler. Hiçbir güzelliğin ve yaratıcılığın kendini ispata ihtiyacı yoktur.
ÖZKAN MERT - Milliyet Sanatta, şiir kuramı ile ilgili yazısından alıntı yapılmıştır.
|