SÖZCÜKLERİN GETİRDİĞİ
İffet ORAL
“Dervişin fikri neyse zikri de odur .“ demişler. Ne doğru söylemişler. Fikirlerimiz neyle beslenmiş, renklenmişse; dillendirdiklerimiz de genellikle aynı yönde oluyor.
Yıllardır canciğer yaşadığımız, sözünden dışarı çıkabileceğimizi asla düşünmediğimiz sevgili tabularımız, önyargılarımızın mutlak iktidarında yaşarken belki de ötekinin farkında olamamaktır, dar kısır düşünceli olmak. Yani üretememek.
Çok değil yirmi otuz sene önce bir yerlerde kazara “Kiril”le yazılmış bir sözcüğe rastlasak; sözcüğün ne anlama geldiğini bilmediğimiz halde zihnimize düşen kavramlar: “komünizm, orak çekiç, kızıl bayrak, Moskova”ydı.
Arap harfleriyle yazılmış yazılar; gericilik, yobazlık, çağ dışılık, padişahlık çağrışımı yapar. Ülke elden gidiyor diye cansiperane tavır alırdık.
Çince bir yazı ise muhakkak; Maoculuğu anlatıyor demekti.
Bizler harflere, sözcüklere önce çeşitli kisveler giydiriyor, ardından da onları günah keçisi yapıyoruz. Ne kadar nafile bir çaba.
Bizim gibi kültür gelgiti yaşayan toplumlarda bu çeşit klişeleştirmeler olmuştur; ne yazık ki olacaktır da.
Dilde çok başlılığa tahammül edememek, kültürdeki renklilikten korkmaktır. Bu sözcük eski, olumsuz çağrışım yapıyor, bunun kökü yabancı diye dilden sözcük atmak; dile yarar getirmez, sadece dilin sesini kısar.
Daha yetmiş seksen sene öncesine kadar; devletin ve halkın kullandığı, binlerce eserin yazıldığı, sokaklarımızın, çarşılarımızın, şarkılarımızın isimleri olan bir dil ve onu oluşturan harfler nasıl olumsuz çağrışımlara sebep olur, hatta aforoz edilir?
Kendi geçmişimiz de olmasa bile tanıştığımız bir dil bize unutulmaz hatıralar bırakır. Rusçaya ve harflerine karşı önyargım onunla tanışıp kaynaşınca yok oldu. Bir yerlerde gördüğüm “Kiril”le yazılmış yazıları okumak, Rusça konuşanlarla muhakkak selamlaşmak, günlüğümü Rusça tutmak artık benim için vazgeçilmezdir.
Kıyısından köşesinden biraz edebiyata, Osmanlıcaya bulaşmışlar için bu gün hayattan el çektirilen birçok sözcüğün yokluğu; insanların hayal âleminin köreltilmesinden düşünce sisteminin cılızlaştırılmasından başka nedir ki?
Günümüz romancılarından Elif Şafak’ın dil konusundaki çabaları yadsınamaz. Çoğunun
-anlamını bilmediğinden veya tepkilerden korktuğundan-kullanmaya cesaret edemediği sözcüklere ve eklere can üflemiştir. Dahası bu sözcükler başka dillere çevrilmiş; hatta çevrilemeyenler o dilde asıl haliyle kullanılmıştır.
Amenna, civanmerd, devr-i bâtıl, aşikâr, hayretfeza, canfeza, belafeza, aşkbaz, renkbaz, harfbaz, sesbaz, nikbin, bedbin, hevaperest, leyli, hemhal, mimsiz medeniyet ve daha niceleri…
Madem yazar bunca sözcüğü “göle maya çalmak” niyetiyle kullanmış, dileriz niyeti gerçek ola.
| Mükemmel | ![]() 12 (25%) |
| Hoş | ![]() 19 (39%) |
| Fena değil | ![]() 8 (16%) |
| Isınamadım | ![]() 5 (10%) |
| Kötü | ![]() 4 (8%) |
| Toplam oy: 43 | |